|
"İşte böylece, siz insanlara şahit/örnek olasınız, Peygamber de size şahit/örnek olsun diye sizi vasat (orta yolu izleyen/ölçülü/adaletli/dengeli) bir ümmet yaptık..." (Bakara Suresi/2:143) |
![]() |
|
|
anasayfa- aydınlık rehber-dini sorular- tavsiyeler - aile- sohbetler- yağmur-edep kuralları-köprü - yolışığı- iletişim - z.defteri |
||
|
|
Zuhri ahir namazı... İdrar
kalıntısı...
selamünaleyküm
hocam, Aleyküm selam ve rahmetullah...
Değerli Kardeşim,
Peygamber Efendimiz Cuma namazının
farzından önce ve sonra sünnet(nafile) namaz kılmıştır. Ancak
sünnet/nafile namazlar zorunlu değildir. Ancak elbette kılmak da
güzel bir davranıştır ve kılan sevabını alır. Buna göre Cuma
namazının farzından sonra -acil bir işi olmayan- farzdan sonraki
sünneti de kılmaya çalışmalıdır.
Zuhr-i Ahir namazıyla ilgili
olarak ise değerli alim Prof. Dr. Hayrettin Karaman şu bilgileri
vermektedir:
"....Cuma namazının bazı
şartlar üzerinde bazı ihtilaflar (ictihad farkları) vardır. Ancak
bunlardan birini esas alarak Cumayı terketmek veya kıldıktan sonra
-belki sahih olmamıştır diyerek- yeniden bir de öğlenin farzını
kılmak doğru değildir. Kılınan Cuma namazının gerçekleşen şartları
şu veya bu müctehide göre yeterli ise Cuma namaz sahihtir, öğle
namazının da yerine geçmiştir.
Cuma namazının farzı iki rekattır. Bundan önce dört, farzdan sonra da dört rekat namaz kılmanın sünnet olduğuna dair güçlü deliller vardır. Böylece sünneti ve farzıyla beraber Cuma namaz on rekattır." http://www.hayrettinkaraman.net/sc/00049.htm
Bu görüşe göre ayrıca zuhr-i ahir
diye bir namaz kılmaya gerek yoktur. İlla kılacaksa kaza namazı ya
da nafile namaz kılınabilir.
İkinci sorunuza gelince:
İdrardan ne kadar kaçınılsa da tamamen
korunmak çok zordur. Bu sebeple belirttiğiniz gibi avuç içini
geçmeyecek miktarda idrar kalıntısıyla namaz kılınabilir. Hatta bu
orandan fazla kalıntı var fakat temiz bir çamaşır giyme imkanı ya da
o necaseti giderme imkanı yoksa o şekilde de namaz kılınabilir.
Konuyla ilgili Büyük İslam İlmihali
adlı eserinde Merhum Ömer Nasuhi bilmen Hocamız şu bilgileri verir:
"Ağır necaset
sayılan bir şeyin: Katı ise üç gramdan, sıvı ise el ayasından daha
geniş olan miktarı, giderilmesi mümkün olunca, namazın sıhhatine
engel olur. Bu anılan ve ondan daha az olan miktarlar ise az
necasettir, namazın sıhhatine engel olmaz; bağışlanmış sayılır."
Taharetlenirken sıçrayan şeyi su kabul edersiniz ve namazınızı
kılarsınız. Hatta bu konularda şüphe ve vesveseye düşen kişilere bu
sıkıntıdan kurtulmaları için peygamberimiz iç çamaşırlarına hafif su
serpmelerini tavsiye etmiştir. Yani ıslaklığı idrar değil suya
yoracaklar ve vesveseye düşmeyeceklerdir.
Konuyla ilgili Mustafa İslamoğlu Hoca'nın bir soruya verdiği şu
cevap da faydalı olacaktır:
Durum bildiğiniz gibidir. Söz
konusu durumda namaz kılabilirsiniz. Şer'i sınırlar aşılmamış olur.
Bu hususu vesvese konusu yapmayınız. O şeytandandır. Efendimiz
abdest aldıktan sonra vesveseye mani olmak için iç çamaşırına su
serpermiş. Fakat tuvalete çıktıktan sonra İSTİBRA yapmayı tavsiye
ederiz. İstibra, tuvaletten sonra bevl sızıntısının kesilmesi için
bir müddet beklemek, yürümek, hareket etmek öksürmek gibi
yöntemlerle şişenin boşalmasını sağlamaktır. Sahabe ellerini suya
daldırır, elleri kuruyuncaya kadar beklerlermiş tuvayetten sonra.
Tabi Arabistan sıcağında bunu yaptıklarını unutmamak gerek. Dikkat
ederseniz istibra sonrası çamaşır değiştirme emredilmemektedir.
Sadece abdestten önce damlamanın sağlanması amaçlanmaktadır.
Çamaşıra damlayan bevl el ayasını geçmeme şartı konulmuştur
fakihlerce. Bu bire bir ölçü değildir. Çamaşır kalın olur ve savıyı
daha çok hapseder, bu durumda alan daralır. Tersi durumda genişler.
Burada ölçü "SINIR KOYMAK" ve sınırlı bir hayata razı olmak için
eğitilmektir. Çamaşırdaki bevl damlaları veya tuvalette paçaya
sıçrayan bevl (idrar) zerrecikleri namaza da abdeste de şer'an mani
değildir. Ancak vesveye sebep olur denilmiştir.
Vesvese bevlden daha ağır bir zihin necasetidir. Ondan kurtulmak bevlidrar) damlalarından kurtulmaktan daha önemlidir. Bevl ile kirlenmiş çamaşırı değiştirerek kurtulursunuz, vesvese ile kirlenmiş zihinden kurtulmanın yolu da o aklın işleyin biçimini değiştirmektir. Allah oranıza buranıza değil, kalbinize nazar eder. Hiçbir kulluk kusursuz değildir. Belki de bu sınırların, emirlerin ve nehiylerin temel maksadı insana kullukta ne kadar kusurlu ve aciz olduğunu gösterip acziyetini itiraf etmesini sağlamaktır. Bu itiraf makbul kulluğun özünü oluşturacaktır. Rabbim bizleri tevfikine refik, rızasına mutabık kılsın. http://www.mustafaislamoglu.com/496_-Idrar-Damlamis-Ic-Camasiri-ve-Sarapla-Sirke-Arasindaki-Fark.html
Allah'a emanet olunuz.
|
|
| ana sayfa- kuranın ışığında-dini sorular/cevaplar - edep ve nezaket kuralları- tavsiyeler- mutlu bir yuva için- yolışığı- bilgisayar dünyası- başarı için - yağmur download kitap - gerekli linkler- önerdiğimiz linkler- iletişim - ziyaretçi defteri | ||
|
İklim Tasarım Kaynak belirtmek şartıyla sitemizden alıntı yapabilir ve sitemize link verebilirsiniz. |
||