| Yemin
keffaretiyle ilgili cevabımız üzerine...
“EVLENİRKEN ÖZEL HAYATI ARAŞTIRMAK” başlıklı soruda da
belirttiğiniz gibi bir şeye yalan yere yemin edip veya bir yemini
tutmamanın karşılığında kefaret ile bağışlanıla bilinileceğinden
bahsedilmektedir.
Yemininden etkilenmekte
olan başka kişilerinde varlığı halinde bu durum kul hakkına girmekte
midir ?
Kul hakkını kefaret
orucu tutarak mı karşılıyoruz ?
Toplumda bu yönde bir
inanış oluşmakta yemin bozmak, yalan yere yemin etmek şeklindeki
sorularda yeminle yanlış yönlendirilmiş veya yanlış bilgilendirilmiş
kişilere değinilmemekte, ilginiz için teşekkür ederim.
Sanırım belirttiğiz
cevabı biraz hızlı ya da dikkat etmeden okumuşsunuz. Şüphesiz
Allah adına yemin etmek büyük bir sorumluluktur.(bakınız:Bakara
Suresi:225) Bunun ciddiyetini idrak etmek gerekir. Orada şunu
belirttim: Yalan yere yapılan yeminin keffareti ancak tevbe edip
halini düzeltmektir. Ortada kul hakkı varsa onu da ödemek
gerekir.Yani normal bir kefferat yalan yere yapılan yeminin
sorumluluğunu kaldırmaz.
Keffaret şu konuda
olur: Örneğin bir kimse annesini ziyaret etmeyeceğine yemin etse o
yemini bozar ve keffaretini öder, annesini ziyaret eder. Ya da bir
insan çay içmemeye yemin etse fakat çay içse bu durumda keffaret
ödemesi gerekir.
Yalan yere yapılan
yemin bunlardan daha büyük olduğu için bunu belirli bir keffareti
yoktur
(Ancak İmam
Şafiîye göre, Gamus yeminden(yalan yere yemin) dolayı da keffaret
gerekir)
samimi bir tevbe gerekir.
Konunu daha iyi
anlaşılması için şu bilgileri de aktarayım:
"Yeminler 3 kısımdır:
Lağıv (boş yere) yemin, Gamus (yalan yere) yemin ve mün'akıd
(şarta bağlı yemin) kısımlarına ayrılır. Şöyle ki:
1) Lağıv yemin: Yanlışlıkla veya doğru olduğu
zannı ile yalan yere yapılan yemindir. Bir kimsenin bir maksadı
olmaksızın başka bir şey söylecek yerde "Vallahi" diye yemin
etmesi bu kısımdandır.
Yine, borcunu ödemediği halde, ödemiş olduğunu sanarak
"Vallahi borcumu ödedim" diye yemin etmesi böyledir. Bu tür
yeminden dolayı keffaret gerekmez. Bunun bağışlanacağı umulur.
2) Gamus yemin: Yalan yere kasden yapılan
yemindir. Borcunu ödemediğini bildiği halde bir şahsın: "Vallahi
ben borcumu ödedim" diye yemin etmesi bu türdendir. Bu, pek büyük
bir günahtır. Böyle yalan bir yemin evleri harab eder, yalancıları
perişan bırakır. Bunun bağışlanması için keffaret yeterli olmaz.
Bundan dolayı yalnız tevbe edip mağfiret dilemek ve bu yüzden bir
kimsenin hakkını zayi etmişse onu yerine getirip helâllik almak
gerekir.
(İmam Şafiîye göre, Gamus yeminden dolayı da keffaret
gerekir.)
3) Mün'akid yemin: Mümkün olan ve geleceğe
ait olan bir şey hakkında yapılan yemindir. "Vallahi ben yarın
borcumu vereceğim, vallahi ben falan kimse ile konuşmayacağım"
denilmesi gibi...
Böyle bir yemin üzerinde durulursa keffaret gerekmez. Fakat
yemin bozulursa, keffaret gerekir. Yukarıdaki yemininde borcunu
ödemezse veya adamla konuşursa yemin bozulmuş olur ve keffaret
ödenir.
İşte bizce, yalnız bu tür yeminlere riayet edilmemesinden
dolayı keffaret gerekir. İster riayetsizlik bir zorlama
karşısında, ister unutarak, ister yanılarak olsun, hüküm aynıdır.
Bu tür yeminin bozulmasında dinî bir görevi yerine getirme veya
insanlar için bir yarar varsa, yemin bozulur ve keffaret ödenir.
Bozulmasında bir yarar yoksa, yemine riayet edilmesi gerekir. Bu
kimse borcunu ödememeye veya babası ile konuşmamaya yemin etse, bu
yemine riayet edemez. Borcunu vermesi ve babası ile konuşması
gerekir. Sonra da af dileyerek keffaretini yerine getirir." (Büyük
İslam İlmihali;Ömer Nasuhi Bilmen)
Sanırım
konu anlaşılmıştır. İlginiz için de teşekkür ederim. Selam ve
dua...
|