"İşte böylece, siz insanlara şahit/örnek olasınız, Peygamber de size şahit/örnek olsun diye sizi vasat (orta yolu izleyen/ölçülü/adaletli/dengeli) bir ümmet yaptık..."                 (Bakara Suresi/2:143)

anasayfa- aydınlık rehber-dini sorular- tavsiyeler - ailesohbetler- yağmur-edep kuralları-köprü - yolışığı- iletişim - z.defteri

 

Hayata ışık tutan mesajlar
   Yemin Keffareti

Hocam öncelikle şimdiden vereceğiniz cevaplar için Allah razı olsun

Sorum şu şekilde olacaktı ben sigara içiyordum ve çok samimi bi arkadaşım bana bida içmeyeceğine yemin et dedi bende ettim aradan bi süre geçtikten sonra yine sigara içtim ben şimdi bozduğum bu yemine kefaret nasıl ödeyebilirim bu yemin hangi yemin türüne giriyor. Bir başka sorumda biz düşüncelerimizden sorgulanacakmıyız? Selam ve dua ile hayırlı günler hocam.

 

 

Değerli kardeşim,

Bir şey yapmamaya yemin etmişsiniz (yemin-i münakid) fakat yemininizin gereğini yerine getirmemişsiniz. Yani yemininizi bozmuşsunuz. Bu durumda yemin keffareti vermeniz gerekir.
  Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulmaktadır:
"Allah sizi kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerden ötürü sorumlu tut­maz, fakat bilerek ettiğiniz yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Bunun da keffareti, ailenize yedirdiğinizin ortalama seviyesinden on fakire yedirmek ya­hut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Buna imkânı olmayan ise üç gün oruç tutmalıdır. Yemin ettiğinizde (bozarsanız) yeminlerinizin kefare­ti işte budur. Yeminlerinize bağlı kalın. Allah âyetlerini sizin için bu şekilde açıklıyor ki şükredesiniz."  Maide suresi:89
     
     Ayette de belirtildiği gibi yemininizi bozmanın karşılığı olarak keffaret vermelisiniz. Bu da şu şeklide olur: On fakiri doyurmak veya on fakiri giydirmek veya bir köle azadı. Bu üçünden birisini seçebilirsiniz. Bunlardan birine imkanınız yoksa o zaman üç gün oruç tutmalısınız.
    On fakiri doyurmak;  ailenize yedirdiğiniz ortalamasından (ya da kendinizin yediğinizin) 10 fakiri iki öğün yedirmek şeklinde olur. Ya da bunun karşılığı olan parayı on fakire verebilirsiniz.
    On fakiri giydirmek ise; ailenize giydirdiğinizden ( ya da kendinizin giydiğinizin)   ortalamasından 10 fakiri giydirmek şeklinde olur. Bu da genelde alt üst giyim yani  bir gömlek ve pantolon türü olarak anlaşılmıştır.
 
 EK BİLGİ:
Sözlükte yemin "sağ taraf, sağ el, güç, ahid, ant" gibi mânalara gelir. Di­nî terim olarak yemin, bir kimsenin bir İşi yapıp yapmayacağına dair sözünü veya bir konuda verdiği haberin doğruluğunu Allah'ın adını veya bir sıfatını anarak güçlendirmesini İfade eder. Kefaret ise "örtücü, gîzleyici" anlamlarına gelir. Dinî bir terim olarak kefaret, kişinin dinen yapılmaması gereken bazı işleri yapması se­bebiyle Allah'tan bağışlanma dileğinde bulunmak amacıyla yerine getirdiği, hem ibadet hem dinî ceza özelliği taşıyan bir onarma eylemini ifade eder._

Kişinin dinî hayatının yanı sıra yargılama hukukunda da bir ispat vasıtası olarak yeminin önemli bir yeri vardır. Kur'ân-ı Kerîm ve Hz. Peygamber'in hadis­lerinde yeminin değeri ve sonuçlan üzerinde önemle durulmuştur. Bunlardaki ana fikir şudur: Allah'ın adı kötü işlere vasıta kılınmanıalıdır. Kasıtsız yapılan yemin­lerden ötürü sorumluluk yoktur; kasıtlı olarak yapılan yeminlerde dinin yasakladı­ğı bir iş söz konusu ise bozulmalı, böyle değilse yeminlere sadakat esas olmalı ve -hangi sebeple olursa olsun- yeminin bozulması halinde bağışlanmaya vesile ol­ması için belirli bir kefaret ödenmelidir.

  Kur'an'ın yemine çok önem vermiş olması, İslâm bilginlerini de bu konu üzerinde titizlikle durmaya sevketmiş, fakat zamanla bu ve benzeri meselelerdeki aşın varsay imci yaklaşımlar değişik hile yollarına sapma sonucunu doğurmuş, ge­rek teori düzeyinde gerekse pratik hayatta dinimizin amaçlarıyla asla bağdaşma­yan düşünce ve eylemler dinîn bir parçası gibi görülür hale gelmiştir. Oysa toplu­mu dinî konularda aydınlatmakla yükümlü olan kişiler şu hususları vurgulayarak insanları bilgilendirirlerse bu olumsuzluklar asgari düzeye indirilebilir: a) Yemin çok ciddi bir beyandır; kasıtsız olarak yapılan yeminlerden ötürü Allah katında so­rumluluk yoksa da bu konudaki yersiz ağız alışkanlığı yeminin ciddiyetini zede­ler, şu halde olur olmaz durumlarda yemin sözcüklerini telaffuz etmekten kaçınılmalıdır, b) Yalan yere yemin etmenin sorumluluğu çok ağırdır (İmam Şafiî'ye gö­re bu tür yemin için de kefaret ödenmelidir), c) Bir işi yapıp yapmamakla ilgili ola­rak yemin edilmişse, buna olabildiğince sadakat gösterilmeli, fakat bundan dinin onaylamadığı bir sonuç doğuyorsa yemin bozulmalıdır, d) Bozulan yeminden ötü­rü bu âyette açıklandığı biçimde kefaret ödenmelidir, e) Yemin ifadelerinden lafızcı yorumlarla zorlanmış sonuçlar çıkarmaya çalışılmamak, bu konuda niyetin esas olduğuna dikkat edilmelidir.

Âyette "Bunun da kefareti ailenize yedirdiğinizin ortalama seviyesinden on fakire yedirmek yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Buna imkânı olmayan ise üç gün oruç tutmalıdır" buyurularak yemini bozmanın kefareti iki ih­timale göre düzenlenmiştir.

Birinci ihtimal belirli bir maddî güce sahip olanlarla ilgili olup burada fıkıh usulü bilginlerinin "muhayyer vacip" adını verdikleri bir görev türü söz konusu­dur. İslâm'da yapılması zorunlu olan görevler (vacip, farz) genellikle tek tip ola­rak belirlenmiş olup buna da "muayyen vacip" denir. Fakat muhtemelen, insan İdare ve eğitiminde determinist bir anlayışın hâkim kılınması ve göreve muha­tap olan çevredeki düzeni ihlâl etmeyen durumlarda yükümlüye seçim imkânı ve­rilmesi gerektiğine dikkat çekilmek üzere, dinen yapılması zorunlu bazı işlerde bi­le yükümlüye seçim hakkı tanınmıştır. Burada bu tür bir görev örneği yer almak­tadır: Maddî imkâna sahip olan yükümlü, on fakiri doyurma, on fakiri giydirme, bir köleyi özgürlüğüne kavuşturma seçeneklerinden birini yerine getirerek görevi­ni yapmış sayılacaktır. Kişi bu görevini fakirleri doyurmak suretiyle yerine getir­mek isterse, İmam Mâlik ve İmam Şafiî'ye göre, doyurulacak fakirlerin on kişi­den az olmaması, ayrıca bunların hür ve Müslüman olmaları gerekir; Ebû Hanîfe'ye göre ise bir fakirin on gün sabah akşam doyurulmasıyla da ödev yerine geti­rilmiş olur, ayrıca bunların hür ve Müslüman olmaları da şart değildir.

Âyette geçen evsat kelimesini "en iyisi" şeklinde anlayanlar olmuşsa da ge­nel kanaat bunun "ortalama seviye" anlamında olduğu yönündedir. Buna göre ke­farette, kısıntılı harcama yapılan zamanların ya da bayram vb. özel günlerin değil normal günlerin harcamaları esas alınacaktır. Âyette verilen ölçü Hz. Peygam­ber'in ve sahabenin uygulamaları ışığında değerlendirilerek yemek ve giysinin ka­litesi ve miktarı hakkında değişik açıklamalar yapılmıştır. Bunlarda hakim olan or­tak düşünceyi şöyle ifade etmek mümkündür: Miktar ve kalite, kefareti ödeyecek olanm ekonomik düzeyine ve ailesi için yaptığı harcamaların orta derecesine göre toplumun o günkü hayat standartları dikkate alınarak belirlenmelidir. Buna göre, fakirleri dovurma seçeneğini esas alarak nakit ödeme yapmak isteyen bir kimse,yalnız yaşıyorsa kendisin bir aylık gıda masrafını otuza böldüğünde çıkan mikta­rı, aile ortamında yaşıyorsa ailenin bir aylık gıda masrafını otuz güne, bunu da ai­le bireylerinin sayısına böldüğünde çıkan miktarı on ile çarpar; bu meblağı on fa­kire kefaret niyetiyle dağıtır. Ebû Hanîfe'nin yukarıda açıklanan görüşü doğrultu­sunda bu meblağın bir veya birkaç fakire verilmesi de mümkündür.

Yemin kefareti görevinin ifasında ikinci ihtimal yükümlünün daha önce sa­yılan seçeneklerden hiçbirine güç yetirememesidir, bu durumda tek tip bir görev­le (muayyen vaciple) karşı karşıyadır: Üç gün oruç tutma. Hanefî ve Hanbelîler'e göre bu orucun ardarda olması gerekir; Mâlikî ve Şâfiîler'e göre ise aralıklı ola­rak tutulması da mümkündür.  (Kur'an Yolu Tefsiri, Diyanet Vakfı Yayınları)

 

      2.Sorunuza gelince: Düşüncelerimiz iki türlüdür. Birincisi kendi irademiz ile gerçekleşen düşünceler. İkincisi ise, irade ve isteğimiz dışında içimize gelen vesvese türünden olan kötü düşünceler.

  İnsan şüphesiz kalbini ve zihnini güzel şeylerle meşgul etmeye çalışmalıdır. Zira irademiz dahilinde olan zihinde, kalpte yerleşen düşünceler zamanla hayata dönüşür.

  Fakat biz istemeden gelen  ve rahatsız olduğumuz içimizden geçen kötü düşüncelerden sorumlu tutulmayacağız. Daha fazla bilgi için bakınız: http://www.suffe.net/icimizdengecen.htm 

 

      Selamlar. 

 
ana sayfa- kuranın  ışığında-dini sorular/cevaplar -   edep ve nezaket kuralları- tavsiyeler- mutlu bir yuva için- yolışığı- bilgisayar dünyası başarı için - yağmur  download kitap - gerekli linkler- önerdiğimiz linkleriletişim - ziyaretçi defteri 

website metrics
     İklim Tasarım Kaynak belirtmek şartıyla  sitemizden alıntı yapabilir ve sitemize link verebilirsiniz.