HAYATA IŞIK TUTAN MESAJLAR

anasayfa- aydınlık rehber-dini sorular- tavsiyeler - aile -önerdiğimiz linkler - sohbetler

 

SUFFE

www.suffe.net

Hayata ışık tutan mesajlar
  ŞÜPHELER VE CEVAPLAR

Sayın İlgili Bey,
Sizin hazırlamış olduğunuz sitenizden bilgili bir din eğitmeni olduğunuzu algıladım.Ben halihazırda 51 yaşındayım Ankara Mülkiye mezunuyum ve halen emekli bir banka müdürüyüm.Halihazırda da aileme maddi katkısı olması babında vakit buldukça emlak işleri ile kendi çapımda internet kullanarak meşgul oluyorum.Okumayı ve araştırmayı seviyorum.
Dini konularda ailemin bana vermiş olduğu imkanlar dahilinde de küçüklüğümden beri araştırıcı bir kimliğe büründüm ve körü körüne felsefeden ziyade neden ve niçin soruları ile kendimin içerisine düştüğüm sorulara yanıt bulmaya çalıştım.Kesinlikle peşinen şunu söylemem gerekir ki bilgi dağarcığımın tam olduğu gibi bir iddia içerisinde değilim.Ben biliyorum ve doğru biliyorum düşüncesinde hiç değilim.Ancak net ve temiz dini duygular taşıyarak Allah'ın verdiği akıldan üreme şeytandan da kendimi ayıklamak istiyorum.

Sayın eğitmenim, insanın yaradan a inanması ve yaradan ın büyük gücünü görmesi ve bu konuda kesinlikle bir şüphecilik taşıması için gerçekten çok büyük aptal olması kanaatindeyim.(Bunu içtiğimiz suda, yaşadığımız evrendeki o muazzam matematik hesaplarında, bir dilim mandalinanın oluş şeklinde, her türlü yaratılmış olan insan dahil mahlukatın fizyolojik yapısında vs. milyarlarca örnekte görüldüğü gibi çok hassas dengeler kapsamında)
Anlayacağınız bu konuda en ufak bir çelişkiye düşme gibi, yaradan ı inkar gibi bir metaryalik düşüncelerin şiddetle karşısındayım ve bu konuda geliştirilmiş olan tüm teorileride incelemeye gerek bile görmeksizin ret ediyorum.
Benim kendimle çelişkiye düşen sorunum ve bu konuda salt sizler kadar emin olduğum ve namazda başımı secdeye koyduğumda, ramazanda oruç tuttuğumda veya bunca yoksul var iken hac için binlerce doların harcanması esnasında konulan kurallar bütünüdür. Size olan sorularımı maddeler silsilesi ile sıralamayı anlaşılır olması bakımından daha akılsal buluyorum.Beni yadırgamıyacağınızdan ve vereceğiniz yanıtlarla klasik yanıt çizgisinin dışına çıkıp (Bu konuda geçmişte yaşayan bir takım dini felsefecilerin yorumlarıyla değil)kendi mantığınızla ve kullandığınız her kelimenin gerçek anlamda sizin tarafınızdan benimsenmiş olup şüphe götürmeyecek,vicdanen Allah huzurunda bahanesine sarılmadan hesabını verecek kadar inandırıcı olması dileğiyle.Verceğiniz yanıtlar benim için çok önemli.Düşüncelerimin netleşmesi açısından.
1)Bu mükemmelikteki evreni yaradan Tanrı kendisini insanlara ispat ile ilgili çok küçük bir konuda neden peygamberlere ve kutsal kitaplara ihtiyaç duymuş olabilir.
2)Sizce peygamberlerle ilgili anlatılan mucizeler (Kızıldeniz'in yarılması, Nuh Tufanı vs.)gerçekten olmuş olaylarmıdır, mantığınız salt olarak alıyormu yoksa insanların dini düşünceleri güçlendirmek ve insanlara korku vermek amacı ile anlatılan rivayetlermidir.Bu konularda derinlemesine incelemeler yaptığınızda zaman mekan ve gelişim açısından bazen çelişkilere düştüğünüz oluyormu.
3)İnsanoğlunun gerçekten üreme ve çoğalmasını adem ve havva'ya bağdaştırıyormusunuz,çeşitli mekanlarda çeşitli ırk ve renkte değişik insanlar gördüğünüzde (Darwin'in tezi gibi) birtakım doğal olaylar neticesi başkalaşım ve değişim geçirdiğinemi inanıyorsununuz.
4)Kutsal kitapların bazı konularda gerek kendi içinde gerekse birbirleriyle çelişen onlarca konuyu algıladığınızda, çok maharetlere sahip olan Tanrı'nın kitaplarında bu tür çelişkilerin olmasını normal mi karşılıyorsunuz.(Ör.Bizim kutsal kitabımıza göre tanrının tek olduğu,doğma ve doğurma özelliklerinin bulunmadığı,incil'e göre ise Tanrı'nın oğlu olduğu çelişkisi.İncil'de ve diğer kutsal kitaplarda yer ve gök bilimi ile ilgili, görüşlerde kaainatın merkezinin dünya imiş gibi ve sonsuza ulaşan bir mekanmış izleniminin verilmesi.
5)Hac'ca gitmenin islamiyetin farzların biri olduğunu biliyoruz. Buna istinaden peygamber efendimizin;''Komşusu aç iken tok olarak yatan benim ümmetim değildir'' derken zamnanımızda çok aç insanların bulunduğu bu ortamda farz görevini yerine getirmek isteyip hacca giden bir müslüman komşusunun aç olduğunu bile bile gitmesi onu ümmetlikten çıkartırmı? Çıkartmassa burada bir çelişki yokmudur?
6)Kutsal kitabımızda yazdığı gibi,islamiyetin doğuşundan sonra dünyaya her gelen ve islamiyeti duyupta müslüman olmayan bir kişinin direkt cehennemlik olduğuna inanıyormusunuz.Gerçekte söz konusu bu ayetin dayandığı mantığı bana açıklayabilirmisiniz.Bunların arasında buluşları ile insanlığa çok büyük hizmetleri olan kişilerde kapsıyormu.
7)7.yüzyılda yaşasaydınız ve ikametgahınızda kutuplarda olsa idi (saatin bulunmadığı bir dönem) 6 ay yaz ve 6 ay kış olduğu bir ortamda farz olan ibadet kurallarını nasıl yerine getirirdiniz.(Oruca başlama ve bitirme,namaz vakitleri vs gibi.)

Aslında bilinen ve çok sık tekrarlanan konular.Bu ve buna benzer soruları ve bunlarla ilgili müteaalaları yüzlere çıkarmak mümkün.Aslında anlamışsınızdır,işte benimde istediğim ve kabullenmek zorunda olduğum bu tür hiç düşüncelere girmeden ve kafamı ve kafaları bulandırmadan insan yaşamı boyunca çıkan birtakım çelişkilerle dolu binlerce din den birisini kabul etmek ve arasından birine körü körüne sorgusuz sualsiz kabul etmek.Ya cennet ya cehennem,çok inanan çok ibadet edene cenetin manzaralı köşelerinde yer,maddi imkansızlıklar yüzünden dini görevlerini bile doğru dürüst yerine getiremeyenlere ise cennetin varoşlarında yer.Yüce Allah'da benim gibi olanlara ve kafasında yüzlerce soru bulunduranlara akıl fikir versin.
Sayın Eğitmenim vaktinizi aldım kusura bakmayın,inşallah bana göndereceğinmiz bilgi birikiminiz ve salt neticeleri ile ruhen feraha erişirim.Saygılarımla.

Cevap:

Sayın Müdür Bey,

 Araştırıcı olmak,dine bilerek ve bilinçle inanmak ve yaşamak İslam'ın insandan istediği bir durumdur. Kur'an'a baktığımız  zaman "körü körüne inanmaya" değil,düşünüp akletmeye çağırdığını ve verdiği örneklerin insanı düşünmeye davet ettiğini rahatlıkla görebiliriz (Bazı dindar insanların sorgulamaya karşı çıkış tavırları Kur'an'dan değil kendi hatalarından kaynaklanmaktadır):

50 - De ki: "Size Allah'ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum. Gaybı da bilmiyorum. Ve size, ben bir meleğim de demiyorum. Ben sadece bana vahyolunana uyuyorum." De ki: "Kör ile gören bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz?" (En'am Suresi:50)

***

10 - Sizin için gökten su indiren O'dur. İçecek su ondandır; hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de o su ile yetişir.

11 - Allah, sizin için, o su ile ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve her çeşit meyveleri bitirir. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir topluluk için büyük bir ibret vardır.

12 - Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize O verdi. Bütün yıldızlar da O'nun emrine boyun eğmişlerdir. Şüphesiz ki bunda aklını kullanan bir toplum için ibretler vardır.

13 - Yeryüzünde sizin için yarattığı değişik renklerdeki şeyleri de sizin hizmetinize sunmuştur. Elbette bunda öğüt alan kimseler için bir ibret vardır.

14 - Yine denizden taze et (balık) yiyesiniz ve ondan takındığınız süs eşyasını çıkarasınız diye, denizi emrinize veren Allah'tır. Gemilerin denizde suyu yararak gittiklerini görüyorsun. Lütfundan rızık aramanız ve şükretmeniz için Allah böyle yapmıştır.

15 - Allah, yeryüzü sizi sarsmasın diye oraya sabit dağlar yerleştirdi. Yolunuzu bulmanız için de nehirler ve yollar yarattı.

16 - Daha birçok âlametler yarattı. İnsanlar geceleyin de Allah'ın yarattığı yıldızlarla yönlerini bulurlar.

17 - Hiç yaratan (Allah), yaratmayan (putlar) gibi olur mu? Artık siz düşünmez misiniz?

18 - Halbuki Allah'ın nimetlerini teker teker saymaya kalkışsanız, onları sayamazsınız. Muhakkak ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

19 - Allah, gizlediğinizi de açıkladığınızı da bilir.  (Nahl Suresi:10-19)

***

189 - Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Allah her şeye kâdirdir.

190 - Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için gerçekten açık, ibretli deliller vardır. (Ali İmran Suresi: 189-190)

 Bu tür ayetleri çoğaltmak mümkün. Kur'an bizi düşünmeye,araştırmaya ve hakikate ulaşmaya; ancak hakikate ulaştıktan sonra da o hakikati kabul edip, ona teslim olmaya çağırmakta.

  Bu girişten sonra sorularınıza bildiğim kadarıyla cevap vereceğim.

1-Yüce Allah insanlara hitap ederken yine onların içerisinden insanları elçi seçmiştir. Yani peygamberleri. Bütün insanların akıl,zeka,tefekkür kapasiteleri aynı değildir. Bu yüzden elbette herkes için ortak hakikatların Peygamberler ve kitaplar aracılığıyla insanlara bildirilmesi gereklidir. Memuriyetten gelen birisi olarak bilirsiniz ki her dairenin (basit bir daire bile olsa) kendine göre yönetmelik ve kuralları vardır. Evet herkes aklıyla ne yapıp yapmayacağını az çok bilir fakat bu yeterli değildir. Bir yönetmeliğe ve uygulayıcıya ihtiyaç vardır.

2-Mucizeler konusuna gelince;şimdi düşününüz eğer  bir insanın oluşum sürecine hiç şahit olmasaydınız ve size meni denilen sıvıdan bir insan oluşacağı söylenseydi acaba mantığınız buna yatacak mıydı? Oysa insanın meniden oluşumu inanın Nuh Tufanından ya da Kızıldeniz'in yarılmasından daha büyük bir mucize. Ya da bir insan örneğin kutuplarda doğsa ve örneğin 20 yaşına kadar güneşi hiç görmese ve deseler ki yarın gökyüzünde bir cisim çıkacak ve bütün dünyayı apaydınlık edecek...Bu kişi bunu kendince mantıklı bulur muydu? Oysa insan meniden yaratılıyor, güneş her sabah doğuyor. Yani Yüce Allah bizim mucize olarak nitelediğimiz olaylardan çok daha mucizevi olanları her gün yaratıyor fakat biz bunları her gün gördüğümüz için"basit" gibi geliyor.

3-Bu sorunuza ise bir alıntı ile cevap vermek istiyorum:

"Irkların oluşumu :

Tek atadan, farklı renk ve ırkların ortaya çıkmasına engel nedir? Hem tek atadan gelinir, hem de farklı renk ve ırklar ortaya çıkamaz mı? Aslında bu tip sorular, daha ziyade biyolojiyle alâkası olmayanlardan gelmektedir. Çünkü bir biyolog bilir ki, her anne, baba, büyükanne ve büyükbabaların karakterleri, belli oranlarda yavrularına geçer. Bu oranlar, "Mendel Kanunları" adı altında meşhurdur.Cenâb-ı Hakk'ın koyduğu bu kanunlara göre; meselâ bir fert, boy bakımından yüzde 50 ihtimalle annesine,yüzde 50 ihtimalle de babasına benzeyecektir. Ferdin hemen hemen bütün özelliklerinde bu veya buna yakın oranları görmek mümkündür. Fakat bazı karakterler vardır ki, ortaya çıkmaları,yâni bir fertte tesir göstermeleri, bazı şartlara bağlıdır. Nasıl ki, yıldızların görünmesi, gecenin gelmesine bağlıdır. Güneş onların görünmelerine mâni olur. Bazı çekinik (resesif) karakterlerde, baskın (dominant) karakterlerin tesiri altındadır. Çekinik karakterler ancak bu tesirlerden kurtulduğu zaman,ağırlığını hissettirecektir. Fakat bu,belki de nesiller sonra mümkün olur.

Günümüzdeki ırkların hepsi ortak bir atadan gelir. Saf ırk mevcut değildir. Meselâ beyaz ırkın bir ferdinden, bir zenci gibi koyu deri rengine sahip fert hâsıl olabilir. Yada bir Çinli'den, bir Kafkaslı kadar beyaz deriye sahip yavru meydana gelebilir..

Günümüzdeki ırkların hepsi, ortak bir atadan gelir. Saf ırk mevcut değildir. Meselâ beyaz ırkın bir ferdinden, bir zenci gibi koyu deri rengine sahip fert hâsıl olabilir. Veya bir Çinli'den, bir Kafkaslı kadar beyaz deriye sahip yavru meydana gelebilir.Bazıları, zenci ırkın tropik bölgelerdeki yoğun ultraviyole ışınlarına uyum sağlayarak meydana geldiğini iddia ederler. Halbuki bu görüş, Kuzey ve Güney Amerika'da aynı ışınlara maruz kalanların niçin siyahlaşmadıkları sorusunu izah edememektedir. Son yapılan çalışmalar, deri rengindeki bu farklılığın irsî olduğunu ortaya koymuştur. Dolayısıyla, ırkların teşekkülüyle ortaya çıkan siyahlar, kendileri için zararlı olmayan ışınların bulunduğu sahaya göç etmiştir. Diğer taraftan açık renkli ve mavi gözlü İskandinav ırkı ise,ekvator yakınındaki yoğun ultraviyole ışığından kurtulmak için kuzeye gitmiştir.

Dışarıya kapalı bir kabile düşünün.Çevredeki diğer kabilelerle hiçbir irtibatı olmayan bir grup. Buradaki genetik özellikler, kabile fertlerinin sahip olduğu irsî karakterlerin toplamına eşittir. Belli sınırlar içinde yer alan böyle bir bölge "gen havuzu" olarak da adlandırılabilir.Bu gen havuzundaki çekinik karakterler, zamanla melezleme sonucu birbiriyle karışarak yeni ve değişik karakterler hâsıl eder.Değişik renk ve ırk karakterlerine bu açıdan bakmak gerekir. İşte ilk insan Hz. Âdem (A.S.) 'in genetik yapısında da çok farklı renk ve ırk özellikleri vardır. Tıpkı bu gen havuzu gibi,muhtelif karakterleri ihtiva ediyordu. Bütün bu karakterlerin bir anda ortaya çıkması elbette mümkün değildi. Zamanla bazı genetik açılmalar sonucu, değişik karakterler meydana geldi. Neticede, günümüzdeki farklı fertler hâsıl oldu.

Hz. Adem ve Hz. Havva aynı kan grubu olduğu halde, bu günkü dört kan grubu nasıl ortaya çıktı?

Bu soruyu ortaya atanlar, Hz.Âdem (A.S.) ile Hz. Havva'da aynı kan grubu olduğunu nereden biliyorlar? Onların kanlarını mı tetkik etmişler? İnsanlardaki her bir karakter, bir gen çifti, (yâni iki gen) tarafından kontrol edilir. Bu genlerden birisi, anadan, diğeri ise babadan gelmiştir. Kan grubunu tayin eden genler; A, B ve O genleridir. Her bir fertte bu genler, şu şekillerden birisi durumunda bulunabilir: AA, AO, BB, BO, AB ve OO. O geni, A ve B genlerine göre çekinik (resesif) bir yapıya sahiptir. Dolayısıyla AA genleri A kan grubunu verdiği gibi, AO genleri de A kan grubunu verecektir. Aynı şekilde BB ve BO genleri, B ve AB genleri AB ve OO genleri de O kan grubunu hâsıl edecektir. Bir başka ifade ile, kan grubu A olan bir kimsede bu kan grubunu tâyin eden genler, ya AA veya AO şeklindedir.
Hz. Âdem'de AO ve Hz. Havva'da, BO genleri olması halinde, aşağıdaki durum ortaya çıkar: Şemada görüldüğü gibi, Hz. Âdem'de A, Hz. Havva'da da B kan grubu heterozigot genetik yapıda olması halinde, günümüzde 4 kan grubu da meydana gelebilecektir.
Hz. Âdem (A.S.) ve Hz. Havva'nın kanlarında A, B ve O genlerinin bulunması dahi, günümüzdeki kan gruplarının ortaya çıkması için yeterlidir.

Yukarıdaki şekilde görüldüğü gibi Hz Adem’de A, Hz. Havva’da B grubu heterozigot genetik yapıda olması halinde günümüzde dört kan grubu da meydana gelecektir.

Kaynak:

Prof. Dr. Âdem Tatlı, Gerçeğe Doğru Serisi, Cilt 2, Sayı:17, İstanbul, 2000, ss. 22-24."

4-Kutsal kitaplar konusunda ise sanırım eksik bilgiye sahipsiniz. İslam'a göre Kur'an'dan önceki kitapların aslı/orjinali günümüzde yoktur. Zaten İslam önceki kitapların bozulduğunu,tahrif edildiğini ve çelişkiler olduğunu belirtmektedir. Kur'an pek çok ayetinde Allah'ın çocukları olmayacağını haber verir ve Hz. İsa'nın -haşa- Allah'ın oğlu olarak nitelendirilmesini yasaklar:

1 - De ki; O Allah bir tektir.

2 - Allah eksiksiz, sameddir (Bütün varlıklar O'na muhtaç, fakat O, hiç bir şeye muhtaç değildir

3 - Doğurmadı ve doğurulmadı

4 - O 'na bir denk de olmadı.  (İhlas Suresi:1-4)

***

" - Andolsun, "Allah, Meryem'in oğlu Mesih'tir" diyenler elbette kâfir olmuşlardır. Oysa Mesih onlara: "Ey İsrailoğulları, hem benim, hem de sizin Rabbiniz olan Allah'a ibadet edin. Kim Allah'a ortak koşarsa, şüphesiz Allah ona cenneti haram kılmıştır ve onun varacağı yer cehenemdir. Zalimlerin yardımcıları da yoktur" demişti. " (Maide Suresi:72)

vd...

Önceki kitaplarla ilgili daha fazla ayrıntı için bakınız: http://www.suffe.net/c18.htm

5- Hacca gitmek ile fakirlere yardımcı olmak birbirini engelleyen durumlar değildir. Bazıları bunu kasıtlı olarak öne sürmektedirler. Elbette hak ya da batıl her dinin bazı temel şiarları vardır. Hacda İslam'ın bir şiarıdır. Fakat aynı zaman da zekatta islam'ın temel şartlarından birisidir. Yani denge zaten kurulmuştur.

6-Kur'an'a göre  kendilerine Peygamber gönderilen ya da hakikat bütün delileriyle ulaştırılan insanlar dinden sorumludurlar. Kendilerine hakikat tam olarak ulaşmayan insanların durumunu Allah bilir. Ve Allah hikmet ve merhamet sahibidir ve herkesi kendi şartları içersinde değerlendirir.

" - Rabbin, kendilerine âyetlerimizi okuyan bir peygamberi memleketlerin ana merkezlerine göndermedikçe, memleketleri helâk edici değildir. Zaten biz, ancak halkı zalim olan memleketleri helâk etmişizdir. "(Kasas Suresi:59)

7-Kutup bölgeleriyle ilgili din alimlerinin hükmü yüzyıllardır ortadadır: Bu bölgelerde insanlar nasıl günlük hayatlarını 1 gün esasına göre(24 saat)  ayarlıyorlarsa ibadetlerini de bu şekilde kendilerine en yakın, normal günün yaşandığı coğrafi bölgenin zamanlarına göre takdir ederek ibadetlerini yaparlar.

 Selam ve saygılar...


 

                                                                      

ana sayfa- kuranın  ışığında- iz bırakan yazılar- ufuk ötesi- gerekli linkler- önerdiğimiz linkler- edep ve nezaket kuralları- tavsiyeler- mutlu bir yuva için- inceleme:satanizm- mesaj defteri- bilgisayar uzmanı- dini sorular/cevaplar - başarı için - dowloadkitap - yağmur iletişim - bizimsuffe@hotmail.com    

 Hayrettin Karaman`ın Web Sitesi       İklim Tasarım Kaynak belirtmek şartıyla  sitemizden alıntı yapabilir ve sitemize link verebilirsiniz.