50
- De ki: "Size Allah'ın hazineleri benim yanımdadır,
demiyorum. Gaybı da bilmiyorum. Ve size, ben bir meleğim de
demiyorum. Ben sadece bana vahyolunana uyuyorum." De ki: "Kör ile
gören bir olur mu? Hiç
düşünmez misiniz?" (En'am Suresi:50)
***
10 - Sizin için gökten
su indiren O'dur. İçecek su ondandır; hayvanlarınızı otlattığınız
bitkiler de o su ile yetişir.
11
- Allah, sizin için, o su ile ekin, zeytin,
hurmalıklar, üzümler ve her çeşit meyveleri bitirir. Şüphesiz ki
bunda düşünecek bir topluluk için büyük bir ibret vardır.
12
- Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize O
verdi. Bütün yıldızlar da O'nun emrine boyun eğmişlerdir.
Şüphesiz ki bunda aklını kullanan bir toplum
için ibretler vardır.
13
- Yeryüzünde sizin için yarattığı değişik
renklerdeki şeyleri de sizin hizmetinize sunmuştur. Elbette bunda
öğüt alan kimseler için bir ibret vardır.
14
- Yine denizden taze et (balık) yiyesiniz ve ondan
takındığınız süs eşyasını çıkarasınız diye, denizi emrinize veren
Allah'tır. Gemilerin denizde suyu yararak gittiklerini görüyorsun.
Lütfundan rızık aramanız ve şükretmeniz için Allah böyle
yapmıştır.
15
- Allah, yeryüzü sizi sarsmasın diye oraya sabit
dağlar yerleştirdi. Yolunuzu bulmanız için de nehirler ve yollar
yarattı.
16
- Daha birçok âlametler yarattı. İnsanlar geceleyin
de Allah'ın yarattığı yıldızlarla yönlerini bulurlar.
17
- Hiç yaratan (Allah), yaratmayan (putlar) gibi olur
mu? Artık siz
düşünmez misiniz?
18
- Halbuki Allah'ın nimetlerini teker teker saymaya
kalkışsanız, onları sayamazsınız. Muhakkak ki Allah çok
bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
19
- Allah, gizlediğinizi de açıkladığınızı da bilir.
(Nahl Suresi:10-19)
***
189
- Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Allah her
şeye kâdirdir.
190
- Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün
birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için
gerçekten açık, ibretli deliller vardır. (Ali İmran Suresi:
189-190)
Bu tür ayetleri çoğaltmak
mümkün. Kur'an bizi düşünmeye,araştırmaya ve hakikate ulaşmaya;
ancak hakikate ulaştıktan sonra da o
hakikati kabul edip, ona teslim olmaya çağırmakta.
Bu girişten sonra
sorularınıza bildiğim kadarıyla cevap vereceğim.
1-Yüce Allah insanlara
hitap ederken yine onların içerisinden insanları elçi seçmiştir.
Yani peygamberleri. Bütün insanların akıl,zeka,tefekkür
kapasiteleri aynı değildir. Bu yüzden elbette herkes için ortak
hakikatların Peygamberler ve kitaplar aracılığıyla insanlara
bildirilmesi gereklidir. Memuriyetten gelen birisi olarak
bilirsiniz ki her dairenin (basit bir daire bile olsa) kendine
göre yönetmelik ve kuralları vardır. Evet herkes aklıyla ne yapıp
yapmayacağını az çok bilir fakat bu yeterli değildir. Bir
yönetmeliğe ve uygulayıcıya ihtiyaç vardır.
2-Mucizeler konusuna
gelince;şimdi düşününüz eğer bir insanın oluşum sürecine hiç
şahit olmasaydınız ve size meni denilen sıvıdan bir insan
oluşacağı söylenseydi acaba mantığınız buna yatacak mıydı? Oysa
insanın meniden oluşumu inanın Nuh Tufanından ya da Kızıldeniz'in
yarılmasından daha büyük bir mucize. Ya da bir insan örneğin
kutuplarda doğsa ve örneğin 20 yaşına kadar güneşi hiç görmese ve
deseler ki yarın gökyüzünde bir cisim çıkacak ve bütün dünyayı
apaydınlık edecek...Bu kişi bunu kendince mantıklı bulur muydu?
Oysa insan meniden yaratılıyor, güneş her sabah doğuyor. Yani Yüce
Allah bizim mucize olarak nitelediğimiz olaylardan çok daha
mucizevi olanları her gün yaratıyor fakat biz bunları her gün
gördüğümüz için"basit" gibi geliyor.
3-Bu sorunuza ise bir
alıntı ile cevap vermek istiyorum:
"Irkların oluşumu :
Tek atadan, farklı renk ve ırkların
ortaya çıkmasına engel nedir? Hem tek atadan gelinir, hem de
farklı renk ve ırklar ortaya çıkamaz mı? Aslında bu tip sorular,
daha ziyade biyolojiyle alâkası olmayanlardan gelmektedir. Çünkü
bir biyolog bilir ki, her anne, baba, büyükanne ve büyükbabaların
karakterleri, belli oranlarda yavrularına geçer. Bu oranlar,
"Mendel Kanunları" adı altında meşhurdur.Cenâb-ı Hakk'ın koyduğu
bu kanunlara göre; meselâ bir fert, boy bakımından yüzde 50
ihtimalle annesine,yüzde 50 ihtimalle de babasına benzeyecektir.
Ferdin hemen hemen bütün özelliklerinde bu veya buna yakın
oranları görmek mümkündür. Fakat bazı karakterler vardır ki,
ortaya çıkmaları,yâni bir fertte tesir göstermeleri, bazı şartlara
bağlıdır. Nasıl ki, yıldızların görünmesi, gecenin gelmesine
bağlıdır. Güneş onların görünmelerine mâni olur. Bazı çekinik
(resesif) karakterlerde, baskın (dominant) karakterlerin tesiri
altındadır. Çekinik karakterler ancak bu tesirlerden kurtulduğu
zaman,ağırlığını hissettirecektir. Fakat bu,belki de nesiller
sonra mümkün olur.
Günümüzdeki ırkların hepsi ortak bir atadan gelir. Saf ırk mevcut
değildir. Meselâ beyaz ırkın bir ferdinden, bir zenci gibi koyu
deri rengine sahip fert hâsıl olabilir. Yada bir Çinli'den, bir
Kafkaslı kadar beyaz deriye sahip yavru meydana gelebilir..
Günümüzdeki ırkların hepsi, ortak bir atadan gelir. Saf ırk mevcut
değildir. Meselâ beyaz ırkın bir ferdinden, bir zenci gibi koyu
deri rengine sahip fert hâsıl olabilir. Veya bir Çinli'den, bir
Kafkaslı kadar beyaz deriye sahip yavru meydana
gelebilir.Bazıları, zenci ırkın tropik bölgelerdeki yoğun
ultraviyole ışınlarına uyum sağlayarak meydana geldiğini iddia
ederler. Halbuki bu görüş, Kuzey ve Güney Amerika'da aynı ışınlara
maruz kalanların niçin siyahlaşmadıkları sorusunu izah
edememektedir. Son yapılan çalışmalar, deri rengindeki bu
farklılığın irsî olduğunu ortaya koymuştur. Dolayısıyla, ırkların
teşekkülüyle ortaya çıkan siyahlar, kendileri için zararlı olmayan
ışınların bulunduğu sahaya göç etmiştir. Diğer taraftan açık
renkli ve mavi gözlü İskandinav ırkı ise,ekvator yakınındaki yoğun
ultraviyole ışığından kurtulmak için kuzeye gitmiştir.
Dışarıya kapalı bir kabile düşünün.Çevredeki diğer kabilelerle
hiçbir irtibatı olmayan bir grup. Buradaki genetik özellikler,
kabile fertlerinin sahip olduğu irsî karakterlerin toplamına
eşittir. Belli sınırlar içinde yer alan böyle bir bölge "gen
havuzu" olarak da adlandırılabilir.Bu gen havuzundaki çekinik
karakterler, zamanla melezleme sonucu birbiriyle karışarak yeni ve
değişik karakterler hâsıl eder.Değişik renk ve ırk karakterlerine
bu açıdan bakmak gerekir. İşte ilk insan Hz. Âdem (A.S.) 'in
genetik yapısında da çok farklı renk ve ırk özellikleri vardır.
Tıpkı bu gen havuzu gibi,muhtelif karakterleri ihtiva ediyordu.
Bütün bu karakterlerin bir anda ortaya çıkması elbette mümkün
değildi. Zamanla bazı genetik açılmalar sonucu, değişik
karakterler meydana geldi. Neticede, günümüzdeki farklı fertler
hâsıl oldu.
Hz. Adem ve Hz. Havva aynı kan grubu olduğu halde, bu günkü
dört kan grubu nasıl ortaya çıktı?
Bu soruyu ortaya atanlar, Hz.Âdem (A.S.) ile Hz. Havva'da aynı kan
grubu olduğunu nereden biliyorlar? Onların kanlarını mı tetkik
etmişler? İnsanlardaki her bir karakter, bir gen çifti, (yâni iki
gen) tarafından kontrol edilir. Bu genlerden birisi, anadan,
diğeri ise babadan gelmiştir. Kan grubunu tayin eden genler; A, B
ve O genleridir. Her bir fertte bu genler, şu şekillerden birisi
durumunda bulunabilir: AA, AO, BB, BO, AB ve OO. O geni, A ve B
genlerine göre çekinik (resesif) bir yapıya sahiptir. Dolayısıyla
AA genleri A kan grubunu verdiği gibi, AO genleri de A kan grubunu
verecektir. Aynı şekilde BB ve BO genleri, B ve AB genleri AB ve
OO genleri de O kan grubunu hâsıl edecektir. Bir başka ifade ile,
kan grubu A olan bir kimsede bu kan grubunu tâyin eden genler, ya
AA veya AO şeklindedir.
Hz. Âdem'de AO ve Hz. Havva'da, BO genleri olması halinde,
aşağıdaki durum ortaya çıkar: Şemada görüldüğü gibi, Hz. Âdem'de
A, Hz. Havva'da da B kan grubu heterozigot genetik yapıda olması
halinde, günümüzde 4 kan grubu da meydana gelebilecektir.
Hz. Âdem (A.S.) ve Hz. Havva'nın kanlarında A, B ve O genlerinin
bulunması dahi, günümüzdeki kan gruplarının ortaya çıkması için
yeterlidir.
Yukarıdaki şekilde görüldüğü gibi Hz Adem’de A, Hz. Havva’da B
grubu heterozigot genetik yapıda olması halinde günümüzde dört kan
grubu da meydana gelecektir.
Kaynak:
Prof. Dr. Âdem Tatlı, Gerçeğe Doğru Serisi, Cilt 2, Sayı:17,
İstanbul, 2000, ss. 22-24."
4-Kutsal kitaplar konusunda
ise sanırım eksik bilgiye sahipsiniz. İslam'a göre Kur'an'dan
önceki kitapların aslı/orjinali günümüzde yoktur. Zaten İslam
önceki kitapların bozulduğunu,tahrif edildiğini ve çelişkiler
olduğunu belirtmektedir. Kur'an pek çok ayetinde Allah'ın
çocukları olmayacağını haber verir ve Hz. İsa'nın -haşa- Allah'ın
oğlu olarak nitelendirilmesini yasaklar:
1
- De ki; O Allah bir tektir.
2
- Allah eksiksiz, sameddir (Bütün varlıklar O'na
muhtaç, fakat O, hiç bir şeye muhtaç değildir
3
- Doğurmadı ve doğurulmadı
4
- O 'na bir denk de olmadı. (İhlas Suresi:1-4)
***
" -
Andolsun, "Allah, Meryem'in
oğlu
Mesih'tir" diyenler elbette kâfir olmuşlardır. Oysa Mesih onlara:
"Ey İsrailoğulları, hem benim, hem de sizin Rabbiniz olan Allah'a
ibadet edin. Kim Allah'a ortak koşarsa, şüphesiz Allah ona cenneti
haram kılmıştır ve onun varacağı yer cehenemdir. Zalimlerin
yardımcıları da yoktur" demişti. " (Maide Suresi:72)
vd...
Önceki kitaplarla ilgili
daha fazla ayrıntı için bakınız:
http://www.suffe.net/c18.htm
5- Hacca gitmek ile
fakirlere yardımcı olmak birbirini engelleyen durumlar değildir.
Bazıları bunu kasıtlı olarak öne sürmektedirler. Elbette hak ya da
batıl her dinin bazı temel şiarları vardır. Hacda İslam'ın bir
şiarıdır. Fakat aynı zaman da zekatta islam'ın temel şartlarından
birisidir. Yani denge zaten kurulmuştur.
6-Kur'an'a göre
kendilerine Peygamber gönderilen ya da hakikat bütün delileriyle
ulaştırılan insanlar dinden sorumludurlar. Kendilerine hakikat tam
olarak ulaşmayan insanların durumunu Allah bilir. Ve Allah hikmet
ve merhamet sahibidir ve herkesi kendi şartları içersinde
değerlendirir.
" -
Rabbin, kendilerine âyetlerimizi okuyan bir peygamberi
memleketlerin ana merkezlerine
göndermedikçe, memleketleri helâk edici değildir. Zaten
biz, ancak halkı zalim olan memleketleri helâk etmişizdir. "(Kasas
Suresi:59)
7-Kutup bölgeleriyle
ilgili din alimlerinin hükmü yüzyıllardır ortadadır: Bu bölgelerde
insanlar nasıl günlük hayatlarını 1 gün esasına göre(24 saat)
ayarlıyorlarsa ibadetlerini de bu şekilde kendilerine en yakın,
normal günün yaşandığı coğrafi bölgenin zamanlarına göre takdir
ederek ibadetlerini yaparlar.
Selam ve saygılar...