|
SÜNNİ ALEVİ EVLİLİĞİ
Sünni birisi Alevi birisi ile evlenebilir
mi?
Değerli
Kardeşim,
Daha yol gösterici olacağı düşüncesiyle konuyla ilgili olarak
değerli islam alimi Prof. Dr. Hayrettin Karaman'ın benzeri
bir konuyla ilgili düşüncelerini size aktarmak istiyorum:
Önce "Alevîlik nedir?" sorusuna kısa bir cevap verelim:
Alevîliğin ne olduğu konusunda farklı yaklaşımlar ve değerlendirmeler
var. Onun bir tarikat, bir mezhep, farklı bir din olduğunu
söyleyenlerin bulunduğunu görüyoruz. Bana göre Alevîlik aslında
(kökü itibariyle) Şiîliğin bir koludur; yani bir İslam mezhebidir,
zaman içinde Alevîlerin dini hayatlarına Bektâşîlik, Mevlevîlik
gibi tarikatlardan, İslam öncesi kültürden bazı inançlar,
âdâb, erkân ve uygulamalar da girmiştir veya eskiden var olan
kılık ve anlam değiştirerek devam etmiştir. Türkiye'de inanç
ve amel bakımlarından tek tip bir Alevîliğin bulunduğunu söylemek
de zordur. Alevîlik okuma yoluyla değil, şifahî anlatım yoluyla
yayıldığı ve çeşitli sebeplerle bir ölçüde gizli tutulduğu
için çağlara ve bölgelere göre farklı Alevîlik anlayış ve
uygulamaları ortaya çıkmıştır. Dinin siyasete alet edilmesi
cümlesinden olarak Alevîlik de dün ve bugün siyasete alet
edilmiştir, edilmektedir; bu vakıa da Alevî-Sünnî ilişkisinin
sağlıklı bir zemine oturmasını zorlaştıran amiller arasındadır.
Bir Alevî, Allah'a, Peygamber'e, Kur'an'a ve âhirete iman
ediyorsa (diğer iman esasları bu dördün içindedir) onu mümin
ve müslüman kabul etmek gerekir. (Ayrıca sadece inkar etmemek
iman etmek anlamına gelmez.)Hz. Ali, Mehdi, bazı sahâbiler
hakkındaki inançlar ile ibadet ve ameldeki noksanlıklar onları
mümin ve müslüman olmaktan çıkarmaz.
Sünnîlere göre Alevîlerin Hz. Ali ve bazı sahâbîler hakkındaki
aşırı inançları hatalıdır. Namaz, oruç, içki, gusül gibi konulardaki
-Sünnîlerinkine ters düşen- anlayış ve uygulamalar da kusurludur,
muteber değildir. Tabîî onlara göre de Sünnîlerinki muteber
değildir.
Aradaki ortak ve farklı noktalar, bu iki müslüman grubun bir
arada kardeşçe yaşamalarına engel olmamalıdır. Farklı inanış
ve anlayışlar tartışma dışı bırakılır, taraflar farklılıklarından
dolayı aşağılanmaz ve kınanmaz, devamlı ortak noktalar vurgulanırsa
bir arada kardeşçe ve hayırlı işlerde işbirliği içinde yaşamaları
daha da kolaylaşacaktır.
Benim yaşadığım zaman diliminde ve bölgede cem evleri yoktu,
özel mekanlarda dedeler dernek yaparlar, bu toplantılarda
saz, söz ve ayinler olurdu. Şimdi aynı şeyler kısmen cem evlerinde
oluyor; şu halde cem evleri, camilerin değil, tekkelerin bir
çeşididir. Alevîler kimi beş vakit, kimi Cuma ve bayram namazları
için hep camilere gelirlerdi, bugün de öyle yapıyorlar. Şu
halde camiler, her iki grubu, ortak inançlar ve uygulamalar
yönünden bir araya getiren önemli islami kurumlardır; cem
evlerini, amaçlarının dışına çıkararak camilere alternatif
yapmaya uğraşanlar, bilerek veya bilmeyerek kötülük yapmakta,
birlik ve beraberlik yerine ayrılığı körüklemektedirler.
Eğer Alevîler, kendi özel din anlayışlarını ve kültürlerini
yeni nesillerine aktarmada ve din hayatlarını yaşamada bazı
sıkıntılar çekiyorlarsa bunların açık ve seçik olarak ortaya
konması ve -ayrılığı körüklemeden, çatışmayı ateşlemeden-
uygun çözümlere kavuşturulması hiç de zor değildir.
Bir arada nasıl olunur?
Ben çocukluğumu Alevî komşuların çokça bulunduğu bir mahallede
geçirdim. Annemin ve babamın dostları arasında birçok Alevî
müslüman vardı. Benim çocukluk ve gençlik arkadaşlarım arasında
da öyle idi. Birbirimizi hiç etkilemedik diyemem; ama -işin
içine son zamanlardaki çirkin siyaset girmediği sürece- çatışma
olmadı, herkes kendi inancını yaşamaya devam etti. Komşulukta
böyle olduğu gibi akrabalık ve aile ilişkilerinde de böyle
olması mümkündür. Taraflar, farklı inanç, anlayış ve yaşantılarına
saygı göstermeli, bunları asla tartışma ve çatışma konusu
yapmamalıdırlar. Bir uygulama bir arada bulunmamayı gerektiriyorsa;
yani bu uygulama sırasında tarafların bir arada bulunmalarında
sakıncalar bulunuyorsa o esnada ayrılmalıdırlar. Bunun dışında,
taraflar kendi anlayışlarına göre helal ve harama, caiz olana
ve olmayana riayet ederek bir arada olur, kardeşlik ve akrabalık
ilişkisini kurar, yaşatır, hak ve ödevleri yerine getirirler.
Alevî-sünnî olarak mezhepleri farklı çiftler çocuklarına,
farklı yönleri değil, ortak inanç ve amelleri öğretmeli, bunların
eğitimini vermelidirler. Çocuk büyüyünce farkları ve ailesinin
durumunu öğrenir, hayatını kendi tercihine göre yaşar.
Kaynak: http://www.hayrettinkaraman.net/yazi/hayat2/0167.htm
|