Hidayet,İnsanların
sakat yaratılması,Ahiret
Selamün Aleyküm
> Sorularımızla zamanınızı alıyoruz ama Allah razı olsun,çok
yardımcı
> oluyorsunuz.
> Ben sözü uzatmadan sormak istediğim soruya geçeyim.
>
> İnanmayan bir insan için Rabbimi anlatırken konu insan sağlığına
ve sağlıklı
> yaratmaya geldi.
> Haşa- eğer gerçekten iyi olsaymış, neden sakat insanlar
> yaratıyormuş,insanları yerlerde süründürmek ya da down sendromlu
ya da bu
> tarz kişiler yaratmak nedenmiş...mükemmeliyet ya da merhamet
bunun
> neresindeymiş..Diyelim ki elinize yaratma gibi bir haslet
verilseydi,hiç
> eksiklilkleri olan insan yaratır mıymışız..
> !!
> Sağlıklı olan insanlar için bunun zaten nimet olduğunu,zaten hiç
bir
> hakkımız yokken fazladan sağlıklı bir vucudumuz olduğunu ve
zaten imtihan
> dünyasında olduğumuzu,üstelik o insanlar için de farklı bir
imtihan olduğunu
> anlatmaya çalıştım. Ahirette bunun karşılğının da farklı
olacağını söyledim.
> Ama tatmin edici olmadı.
> Başka nasıl anlatabilirim?
>
> Ve .. ahiret konusuyla ilgili isbatım olamadı. Yani ahiretin
varlığını
> ispatlamakta yetersiz kaldım.
>
> Bana neler önerirsiniz..
>
> Bir de benim merak ettiğim farklı bir konu var. Üzerinde hayvan
resmi olan
> ya da resim olan bir kıyafetle namaz kılınır mı? İÇinde oyuncak
ayıların ya
> da maketlerin ya da insanların yaptığı bu tür şeylerin bulunduğu
odaya
> melekler girmezmiş,böyle bir şey var mıdır?İÇinde resim bulunan
odaya da mı
> melekler giremez?
>
> Teşekkürler..
> Allah razı olsun,yardımcınız olsun,selametle kalın.
Değerli kardeşim,
İnsanlar samimi olarak hakkı ve
hakikatı arayıp hakka yönelmedikçe ve bulunca da onu kabul
etmedikçe; yüce Allah da onlara hidayeti nasip etmez. Bazı
insanlar vardır ki siz ne kadar ikna edici deliller ortaya
koysanız da yine de inanmazlar. Peygamberleri ve onların
mucizelerini gördüğü halde inanmayan nice kimseler olmuştur.
Dolayısıyla siz hakikatleri doğru bir şekilde ortaya koymuşsanız
artık karşıdaki dilerse inanır dilerse inkar eder.
Sorunuza dönersek siz muhatabınıza
bence verilmesi gerekli cevabı vermişsiniz. Artık ikna olup
olmamak da ona kalmış. Sizin yapacağınız artık onun hidayet
bulması için dua etmektir.
Yine de konuyla ilgili daha önce
verilmiş bir cevabı da aktarayım:
"Allah niçin
kullarını bir yaratmadı? Kimini kör, kimisini topal olarak
yarattı?
1- Allah
mülk sahibidir. Mülkünde istediği gibi tasarruf eder. Kimse O'na
karışamaz ve O'nun îcâdına müdâhale edemez. Senin zerratını
yaratan, terkibini düzenleyip insanî hüviyeti bahşeden Allah'tır
(c.c). Sen bunları sana lûtfeden Allah'a daha evvel birşey
vermemişsin ki, O'nun karşısında bir hak iddia edebilesin..
Eğer sen, sana
verilenler mukâbilinde Allah'a bir şey vermiş olsaydın, "Bir
göz değil iki göz ver, bir el değil iki el ver!" gibi
iddialarda bulunmaya; "Niye iki tane değil de bir ayak verdin?"
diye îtiraz etmeye belki hakkın olurdu. Halbuki sen Allah'a
(c.c) bir şey vermemişsin ki -Hâşâ ve Kellâ O'na adaletsizlik
isnadında bulunasın. Haksızlık, ödenmeyen bir haktan gelir. Senin
O'na karşı ne hakkın var ki yerine getirilmedi de haksızlık
irtikab edildi!..
Allah-u Teâlâ
hazretleri seni yokluktan çıkarıp var etmiş: hem de insan
olarak... Dikkat etsen; senin dûnunda birçok mahlûkat var ki,
pekâlâ onlara bakıp nelere mazhar olduğunu düşünebilirsin.
2-
Cenâb-ı Allah, ba'zen insan'ın
ayağını alır; onun karşılığında ahirette pekçok şey verir. Ayağını
almakla o kimseye aczini, zaafını, fakrını hissettirir. Kalbini
kendisine çevirtip, o insanın duygularına inkişaf verirse, çok az
birşey almakla, pek çok şeyler vermiş olur. Demek ki zâhiren
olmasa bile, hakikatda bu ona, Allah'ın lûtfunun ifâdesidir. Tıpkı
şehid edip cenneti vermesi gibi... Bir insan, muharebede şehid
olur. Bu şehâdetle mahkeme-i Kübrâ ve Allah'ın huzurunda,
sıddîkların, sâlihlerin gıpta edeceği bir makama yükselir. Onu
gören başkaları "Keşke Allah bize de harp meydanında şehâdet
nasip etseydi" derler. Binâenaleyh, böyle bir insan
parça parça da olsa çok şey kaybetmiş sayılmaz. Belki aldığı şey
ona nisbeten çok daha büyüktür.
Çok nâdir olarak,
bazı kimseler, bu mevzûda küskünlük, kırgınlık, bedbinlik ve
aşağılık duygusu ile inhiraf etseler bile, pek çok kimselerde bu
kabil eksiklikler, daha fazla, Allah'a teveccühe vesile olmuştur.
Bu itibarla haşarât-ı muzırra nev'inden bir kısım kimselerin, bu
meseledeki kayıplarının serrişte edilmesi yerinde değildir. Bu
mevzûda esas olan, ebede namzet insanların ruhlarında o âleme âit
iştiyâkı uyarmakdır. Bu ârızalıda, ârızaların itmesiyle Hakk'a
teveccühü; başkalarında da ondan ibret alarak kanatlanmaları
şeklinde kendini gösteriyorsa, maksada uygun ve hikmetlidir.
"Her işte hikmeti
vardır, Abes fiil işlemez Allah. . "
(Asrın getirdiği Tereddütler,M.Fethullah
Gülen)
2-Ahiret inancıyla ilgili sorunuz
için ise şunları söyliyeyim: Gece ve gündüz,uyku ve
uyanıklık,tabiatın kışın ölüp baharda canlanması,asla yalan
söylemeyen peygamberlerin haberleri,Kur'an'daki bilgiler,iç
dünyamızdaki ses bize ahiretin varlığına dair birer delildir. Daha
fazla ayrıntı için ise şu kitabı tavsiye ederim: Ahiret
Bilinci;Hasan Eker, Denge (Düşün) yayınları;
Rabbim hayırlı çalışmalardaki
gayretinizi artırsın ve yardımcınız olsun.
Selam ve dua ile...
|