HAYATA IŞIK TUTAN MESAJLAR

anasayfa- aydınlık rehber-dini sorular- tavsiyeler - aile- dowloadkitap -önerdiğimiz linkler - sohbetler

 Rahmet ve merhameti 

   herşeyi

 kuşatan Allah'ın adıyla...

HAKİKAT DAMLALARI 

Birbirinden özlü, mana yüklü sözler.

Okumak için tıklayınız...

GURBET SOHBETLERİ

M. Fethullah GÜLEN

Hocamız'ın son  sohbetlerinden bölümler dinlemek/yüklemek için tıklayınız.

 KUR'AN SOHBETLERİ  

   GÖNÜL SOHBETLERİ 

M. Esad COŞAN Hocamız'dan sohbetler dinlemek için tıklayınız...

   İKİNDİ SOHBETLERİ

Abdullah ELÇİ Hocamız'dan sohbetler dinlemek için tıklayınız...

İnanca,hayata

dair...

 TAVSİYELER 

Tıklayınız.

HER MÜSLÜMANIN GÜNLÜK HAYATINDA UYMASI GEREKEN NEZÂKET VE EDEP KURALLARI...          

TIKLAYINIZ...

Verimli Çalışma ve Başarı için altın öğütler...

Tıklayınız...

İNCELEME:

SATANİZM

 

 

 

 

 

  EVLENİRKEN ÖZEL HAYATI  ARAŞTIRMAK
Sn. Hocam,
 
Vicdanen çok rahatsızım, lütfen yardım edin..
Ben evlenmek üzereyim..Eşim olacak kişiye geçmişte yaşadığım bazı şeyleri anlattım ancak herşeyi anlatamadım. O da benden herşeyi eksiksiz söylediğime dair yemin etmemi istedi ve yalan yere yemin ettim..Bazı şeyleri ondan gizlemem dinimizde çok mu kötü çünkü onunla hiçbir alakası yok..ben zaten pişman oldum ve 2 senedir düzgün yaşıyorum..En önemlisi de yalan yere yemin etmenin, yemin bozma gibi bir karşığı var mı?
 
Bir de aynı konuda birkaç kez yemin edip bozmanın bedeli yine 3 gün oruç tutmak mıdır?
 
Cevabınızı mail adresime gönderirseniz sevinirim
 
Teşekkürler
 
 Değerli Kardeşim,
 
 Şüphesiz her insan zaman zaman hata edebilir ve günaha düşebilir. Fakat yeter ki hatasını anlar anlamaz Yüce Allah'a yönelip O'ndan bağışlanma dilesin ve hayatını düzeltsin.
 
 Eşlerin birbirlerine karşı dürüst olmaları elbette önemlidir. Fakat "birbirimize evlenmeden önce yaptığımız her şeyi anlatalım" mantığı doğru bir mantık değildir ve yararı da yoktur. Zira insanın Allah'la arasında kalmış çok önemli olmayan hatalarını  ya da özel durumlarını başkalarına yaymasının gereği yoktur. Yalnız kul hakkı varsa onu ödemek gerekir. Ayrıca her insanın kendine göre sırları olabilir. Siz, eşinize yemin etmek yerine, sizi bugünkü halinizle tanıyıp kabul etmesi gerektiği konusunda ikna edin. Kaldı ki insanın geçmişte kalmış özel durumlarını öğrenmek araya soğukluk girmesine de sebep olabilir.Hele bir de kendisini ilgilendirmiyorsa eşiniz de olsa bunları öğrenmeye çalışmaya hakkı yoktur. Kur'an'da şöyle buyurulur:"Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin gizliliklerini ve kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir." (Hucurat Suresi:12)

   Ancak tabi ki makul  ve normal ölçülerde bir insanın evleneceği kişiyi tanımak için araştırması normaldir. Ve bu konuda  evlenecek adaylar birbirleri için önemli olan konularda gerçekleri söylemeli,gizlememelidirler. Fakat önemli olmayan ya da evliliği doğrudan etkilemeyecek olan konularda gereksiz ayrıntılara girilmemelidir.

  Sayın Dr. Jale Şimşek'in şu cümleleri konuyu aydınlatmaktadır:

 ..."Genel bir kural olarak; aile kurarken kadın olsun, erkek olsun her biri, olabildiğince kendine uygun, yatkın, denk ve kendisiyle huzur bulacağı eşini bulmaya çalışır. (Er-Rûm 30/21)

Kişi bunu yaparken de dikkatlice izler-araştırır, sorar-soruşturur. Gerekirse uygun bir ortamda karşılıklı konuşarak anlaşıp anlaşamayacağını test eder. Ta ki güvenebileceği, huzur bulacağı, birlikte uyumla yaşayabileceğini bulana dek.

İşte bu noktada eş adaylarının birbirleri hakkında, önemsenen konularda doğru bilgi edinmesi kul hakkıdır; yani önemli gerçekler, özellikler hatta şartlar; uygunu bulma (En-Nûr 24/32) ve geleceğin hayırlı olması adına gizlenmemeli, insanlar yanıltılmamalıdır. Ancak önemsiz, iz bırakmayan, herkesin başından geçebilen şeyler bilakis söylenmez ki; akıl karıştırıcı, gönül bulandırıcı olmasın. http://ailem.zaman.com.tr/?hn=5689 " ...

 
 İslam'da yalan yasaktır ve günahtır. Özellikle de yalancı şahitlik yapmak, alış verişte yalan söyleyerek karşıdakini aldatmak,yalan söyliyerek başkasının hakkını gasbetmek daha büyük günahı olan yalanlardır.Fakat birkaç durum bundan istisna edilmiştir(dışında tutulmuştur): Eğer başka çare yoksa ve faydası olacaksa iki dargın insanı barıştırmak için, karı kocanın aralarını bulmak için, ya da bir zulmü engellemek için gerçekten gerekiyorsa yalan söylenebilir. Zira burada yalan söylemekten amaç karşıdakini aldatmak değil ıslahı sağlamaya çalışmaktır.Bu durumlarda bile aslında yalan yerine üstü örtülü sözleri kullanmak daha doğru olur. Fakat bu durumlarda bile yalan üzerine yemin edilmez. Yemin isteyen kişiye yemin etmek zorunda olmadığınızı belirtebilirsiniz. Dilerse inanır dilemezse inanmaz.
    Yalan yere yemin etmek ciddi bir günahtır. (Bakınız:Bakara Suresi:225.ayet) Bu yüzden yalan yere yapılan yemin için keffaret dahi yeterli değildir. Yalan yere yemin eden, samimi olarak Yüce Allah'tan bağışlanma dilemeli ve bir daha böyle bir şey yapmamalıdır.
        Fakat bir konuda yapıp,yapmama gibi yemin edip de yeminin bozan keffaret öder. Bu da şöyledir:İmkanı olan 10 fakire bir gün iki öyün/vakit yemek yedirir. Ya da 10 fakiri giydidir. Buna maddi imkanı yoksa 3 gün oruç tutar. Bundan öncekiler için 1 keffaret ödeyiniz. Fakat bundan sonra her yemininizi bozduğunuzda ayrı bir keffaret ödemeniz gerekir. Daha da iyisi dilinizi yemine alıştırmayınız. Allah size böyle bir yük yüklememiş, siz neden böyle bir sorumluluğa giriyorsunuz?
 
Şu sözümüz de herkese olsun.Yalan söylemeyelim fakat karşımızdakini de  yalan söylemeye  mecbur etmeyelim.
 
 Selam ve dua...

 Konunu daha iyi anlaşılması için aşağıdaki yazıyı aktarmayı gerekli gördüm:

 Evlilik öncesiyle ilgili yalan söylemek dinen câiz mi?*

 Dr. JALE ŞİMŞEK

Biz, iki yıl öncesine kadar ailece; tarifsiz üzüntülerle örülmüş bir hayat hikâyesi yaşadık. Buna sebep kız kardeşimin çok yanlışlıklar yapmasıdır. O, düzgün bir ailemiz olmasına rağmen okul arkadaşlarına kandı; yanlış insanlarla, yanlış yerlerde bulundu.

Günlerce eve gelmediği oldu, uyuşturucu kullandı. Okulunu yarım bıraktı; ama kötü arkadaşlarını bırakmadı; ta ki bedeninde hal kalmayıp yatağa düşene kadar. Çürümeye yüz tutmuş o haliyle inatsız ve itirazsız olarak elimize kaldı. Hepimiz ona dört elle sarıldık ve sahiplendik. En önemlisi; sevgi ve umudu teslimiyete mekân ederek aralıksız; usanmadan bir an bile vazgeçmeden dua ve niyazda bulunduk.

Binlerce hamd olsun ki; bugün kardeşim iyileşti, uyuşturucunun zincirlerini kırdı; güç-kuvvet bularak ayağa kalkabildi. Her şeyden önemlisi kendine geldi, âdeta kâbus bitti. Gerçekten yaşadıklarımız bir kâbus gibi geliyor şu an; ama acısı uyanınca devam eden bir kâbus...

Güzelliklere bir güzellik daha eklendi ve kız kardeşime olağanüstü bir delikanlı evlilik talebinde bulundu. Fakat bu güzel istem, anne ve babamın kahrolmasına sebep oldu. Çünkü kız kardeşim bekâretini çoktan kaybetmiş ve bu gerçeği biz, kardeşlerimden bile saklamış durumdayız. Kimseye sezdirmeden, çare arayışıyla yaptığımız araştırmalarımız neticesinde; kızlık zarının düğüne birkaç gün kala dikilebileceğini öğrendik.

Öte yandan biz; dinine kuvvetle bağlı olmakla beraber bu bağlılığın kazançlarını uğradığı kötü durumlardan selâmetle kurtularak yaşayan kişiler olarak, bu tavsiyeye uymadan önce söz konusu yöntemin dinen câiz olup olmadığını öğrenmek istiyor ve yüksek sesle ve cesaretle soruyoruz: BUNA, DİNİMİZ NE DER?”

***

Bu, günümüzde toplumumuzun başına gelen en vahim olaylardan biri, hatta diyebiliriz ki, en vahimi... Size, büyük büyük geçmiş olsun; Yüce Allah (cc), bir daha o günleri göstermesin (âmin).

Genel bir kural olarak; aile kurarken kadın olsun, erkek olsun her biri, olabildiğince kendine uygun, yatkın, denk ve kendisiyle huzur bulacağı eşini bulmaya çalışır. (Er-Rûm 30/21)

Kişi bunu yaparken de dikkatlice izler-araştırır, sorar-soruşturur. Gerekirse uygun bir ortamda karşılıklı konuşarak anlaşıp anlaşamayacağını test eder. Ta ki güvenebileceği, huzur bulacağı, birlikte uyumla yaşayabileceğini bulana dek.

İşte bu noktada eş adaylarının birbirleri hakkında, önemsenen konularda doğru bilgi edinmesi kul hakkıdır; yani önemli gerçekler, özellikler hatta şartlar; uygunu bulma (En-Nûr 24/32) ve geleceğin hayırlı olması adına gizlenmemeli, insanlar yanıltılmamalıdır. Ancak önemsiz, iz bırakmayan, herkesin başından geçebilen şeyler bilakis söylenmez ki; akıl karıştırıcı, gönül bulandırıcı olmasın.

Bu çerçeveden bakıldığında bekâret konusuna toplumumuz çok önem göstermekte olup, genellikle hiç evlenmemiş erkek ve kızlar kendilerine uygun düşen, kendileri gibi hiç evlenmemiş olanlardan eş seçme tercihinde bulunmaktadırlar.

İnsanların bu eğilimini bile bile olmayan bekâreti varmış gibi göstermek; tertemiz duygu ve niyetlere değer vermemek, hatta alay etmek olur. Kurulacak yuvanın temellerini ilk günden yalanlar, yanıltmalar üzerine atmak ise; işlenmiş hataların en büyüğü olur. Bu öyle bir hata ki, tek kişilik olmayan, büyüğü-küçüğü ile yapılmış kolektif bir günah, bir vebâl. Bir yönüyle de zulüm... Diğer yandan unutulmamalıdır ki; hiçbir yalan, kandırmaca ortaya çıkmadan kalmayacaktır.

Şu da varki; bir kızın bekaretini kaybetmesi bir daha asla evlenemeyeceği ve mutlu olamayacağı manasına gelmez. Onlarda mutlu bir evlilik yapabilirler. *)Kaynak:  http://ailem.zaman.com.tr/?hn=5689

 

 

 

 
ana sayfa- kuranın  ışığında- iz bırakan yazılar- ufuk ötesi- gerekli linkler- önerdiğimiz linkler- edep ve nezaket kuralları- tavsiyeler- mutlu bir yuva için- inceleme:satanizm- mesaj defteri- bilgisayar uzmanı- dini sorular/cevaplar - başarı için - dowloadkitap - yağmur iletişim - bizimsuffe@hotmail.com        Vefa Eroğlu

Tevhidweb Islami Siteler ListesiHayrettin Karaman`ın Web SitesieXTReMe Tracker      İklim Tasarım Kaynak belirtmek şartıyla  sitemizden alıntı yapabilir ve sitemize link verebilirsiniz.