|
SUFFE "Yolışığı"
HAYATA IŞIK TUTAN MESAJLAR |
|
|
| anasayfa- aydınlık rehber-dini sorular- tavsiyeler - dowloadkitap -önerdiğimiz linkler - sohbetler | ||
|
NAMAZI NASIL KILMALI ... İSLAMA ÇAĞRI NASIL
OLMALI
1)Esselamü
Aleyküm.Sizden bir ricam var.Ben namaza yeni başlamış olan
birisiyim.Namazda söylenen:Semiallahü limen hamideh,Rabbena
lekel-hamd,Subhane Rabbiyel Azim,Sübhane rabbiyel-ala'nın
anlamını;kıyam, rüku, secde gibi hareketlerin anlamlarını
öğrenmek istemiştim.Çünkü '' bu hareketleri yaparken salt bu
anlamları düşünürek o hareketleri gerçekleştirmenin bizim
namazımıza katacağı birçok ulvi duygu ve düşünceler ; buna
paralel olarak okunan dua, ayet ve tesbihlerin anlamları idrak
edilerek okunduğunda elde edeceğimiz manevi hazzı vardır. Araya
şeytanın vesvesesinin karışması için bir boşluk bırakılmamış
olur '' düşüncesine sahibim.Fakat senelerce namaz kılan bazı
kişilere sordum hiçbiri bunları yanıtlayamıyor.Namazı dosdoğru
kılmak nedir;bu anlayış ile namaz kabul olur mu?
2)Selamı aleyküm...Ben,bir
üniversite(2.sınıf) öğrencisiyim.Alevilik denilen bir ortamda
doğdum.Ailemden ayrıldığım bu iki sene içinde bazı gerçeklerin
farkına vardım.İmanın beş şartını(tam olarak) bilmeyen,namaz
kılanları hoş karşılamayan çevreme karşı;namazımı elimden
geldiğince kılmaya başladım.Ailem şuanda bilmiyor.Sizden bu
konuda yardım istiyorum.Sizden istediğim yardım,namaz
kıldığımı nasıl söyleyeceğim değil ; ailemin nasıl namaz
kılıcağı ile ilgili.Biliyorum bu çok zor bir soru.40-50 yaşına
gelmiş kişi nasıl olurda inancını değiştirir.Hocam size şu acı
gerçeği de itiraf etmek istiyorum.Benim yetiştirildiğim yer;
Allahı tam olarak tanımayan,imanın şartlarını bilmeyen,
kendilerine put edinen insanlarla dolu.Benim koktuğum böyle
bir ortamda yetişen kişinin--namaz kılmaktan önce--nasıl tam
imana gelecek,iman sayesinde kendini kurtaracak.Onlara nasıl
gerçekleri anlatacağım,nerden başlayacağım.Çok çaresizim.Çok
üzgünüm.Allah'a hergün dua ediyorum.Önce Allahın sonra sizin
yardımınıza ihtiyacım var.
Bir de Peygamberimizin kendisine yanlış tanıtılan bir kimsenin, Resulullahın ismini hiç duymamış biri gibi olacağını; bunların ehl-i necat olduklarını söylüyor ve devamla “Çünkü bunlar Hz. Peygamberin ismini, sahip bulunduğu vasıfların zıtlarıyla birlikte duymuşlardır. Bu ise hakikatı araştırmak için insanı düşünmeye ve araştırmaya sevk etmez.” deniliyor.Buna ne diyorsunuz.Bunun benim çevremle ilgisi var mı? Şimdiden çok teşekkür ederim.Allah hepinizden razı olsun.
Değerli Kardeşim,
1- Namazla ilgili sorunuz zaten
birnevi cevabını da içinde barındırıyor. Elbette namaz, "içinde
ruhun, bilincin ve duygunun olmadığı" şekil ve hareketlerden
ibaret değilidir. O yüzden Kur'an'daki namazla ilgili emirlerde
kullanılan ifadeler içinde "ruhun,bilincin,Allah'a sevgi ve
saygının" olduğu anlamları içerir.
Bir iki örnek:
Mü'minler gerçekten felah bulmuştur;
2 Onlar, namazlarında huşû içinde olanlardır, (Müminun Suresi:1,2) Huşu nedir? "Hâşi'ûn", bedenin olduğu kadar kalbin de bir durumu olan huşû'dan gelir. Kalbin huşûsu, korkmak ve güçlü bir şahsın karşısında heybet hissine kapılmaktır. Bedenin huşûsu ise, böyle bir şahsın huzurunda baş eğmek, bakışları aşağı çevirip sesi alçaltmaktır. Namazda hem kalbin, hem de bedenin huşû içinde olması istenir ve namazın özü de budur. Rivayet olunduğuna göre, Hz. Peygamber (s.a) namaz kılarken sakalıyla da oynayan bir adamı görünce, "Kalbinde huşû olsaydı, bedeni onu gösterirdi" buyurmuşlardır. Yukarıdaki hadiste ifade olunduğu üzere, huşû her ne kadar kalbin durumuysa da, şüphesiz beden onu ortaya kor. Şeriat hem kalpte huşûnun sağlanmasına, hem de kalbin 'oynak' durumuna rağmen namazdaki fizîkî hareketlerin yerine getirilmesine yardımcı olmak açısından bazı kurallar koymuştur. Sözgelimi, namazdayken ne sağa dönülür ne sola; baş yukarı kaldırılmaz, göz her ne kadar sağa sola kayarsa da mümkün olduğunca secde yerine bakmak gerekir; yine namazdayken yer değiştirilmez, iki yana eğilinmez, elbiseyle oynanmaz ve üzerindeki toz toprak silkilmez. Aynı şekilde, secdeye varılırken oturulacak veya secde edilecek yer temizlenmez. Kazık gibi dimdik durmak, Kur'an ayetlerini "lâhn" üzere ve şarkı söyler gibi okumak, üst üste geğirmek ve esnemek de doğru değildir. Namazı hızlı hızlı kılmak da tasvip edilmemiştir. Namazın her bir rüknü yavaş yavaş ve huzur içinde yerine getirilmeli ve bir rükn tamamlanmadan diğerine geçilmemelidir. Şu kadar ki, namazda kişiye zarar verecek bir şeyden korkulursa bu bir elle giderilebilir, fakat eli tekrar tekrar kımıldatmak ve her iki eli birden kullanmak yasaklanmıştır. Bu tür bedensel davranış kurallarının yanısıra, namaz esnasında ilgisiz şeyler düşünmekten de kaçınmak gerekir. İnsanın tabiî zayıflığı nedeniyle kendiliğinden zihne bir takım düşünceler gelirse, böylesi durumlarda zihnin ve kalbin bütünüyle Allah'a yönelmesi ve zihnin dille tam bir uyum içinde olması için elden gelen yapılmalı, ilgisiz düşüncelerin farkına varıldığında hemen dikkatler namaza yöneltilmelidir." (Tefhimül Kur'an Tefsiri) "Ki onlar, gayba inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler." (Bakara Suresi:3) "Onlar, namazlarını da (titizlikle) koruyanlardır" (Muminun Suresi:9) Açıklama:("Namazlarını titizlikle korurlar" namazlarını tam vaktinde kılarlar; gerektiği şekilde ve nasıl istendiyse öyle kılarlar; taharete, setr-i avrete (örtülmesi gereken yerlerin örtülmesine) ve tüm diğer şartlara riayet ederler; namazları savalım da, nasıl savarsak savalım türünden bir yük olarak görmezler; mekanik hareketlerle yetinmeden okuduklarını anlamaya çalışırlar ve alçak gönüllü kullar olarak Rablerine yalvardıklarının, O'nu andıklarının bilincindedirler.) Günümüzdeki bir çok müslümanın namazı bilinçsiz kıldığı malesef doğrudur. Ama inşaallah bilinçli namaz kılanlar çoğaldıkça onlar da hatalarını düzelteceklerdir. Şüphesiz bu konu bir mail için oldukça uzun bir konudur. Bu nedenle size şu kitabı tavsiye edeceğim: "Namaz Bilinci- Hasan Büyür- Denge Yayınları- www.dengeyayinlari.com ) Sorduğunuz tesbihlerin anlamı da kısaca şöyledir: Semiallahü limen hamideh =Yüce Allah sizin kendisine yaptığınız hamdı (övgünün her türlüsü) işitti.(Çünkü biz Fatiha suresine Rabbimize hamd ederek başlıyoruz.) Rabbena lekel-hamd= Rabbimiz bütün hamdler(övgüler) Sanadır. Subhane Rabbiyel Azim= Azim/büyük olan Rabbimi tesbih ederim/anarım. (Böylece nasıl bir Rabbe ruku ettiğimizi hatırlarız.)
Sübhane rabbiyel-ala= Yüce olan Rabbimi tesbih ederim/anarım.
(Böylece nasıl bir Rabbe secde ettiğimizi hatırlarız.)
Sevgili Peygamberimizin namazlarda
yaptığı başka tesbih ve dualar da vardır fakat bunlar dahaçok
meşhur olmuştur.
Değerli Kardeşim diğer mailinize
gelince;
Şüphesiz bir çok insan İslam'ı ya
hiç tanımıyor ya da medyadan ya da çevresinden duyduğu yanlış
yönlendirmelere göre bir bakış ve önyargı kazanıyor. Oysa İslam
insanın(ruh ve beden olarak) "huzur" bulacağı en güzel dindir.
Bütün Peygamberler kendilerine
çeşit çeşit putlar edinen insanlara gönderildiler ve "tek
olan,Rahman ve rahim olan" Allah'a iman ve kulluk etmeye
çağırdılar. Kimi inandı ve kurtuldu kimi de inkarın da "ısrar"
etti" ve hüsrana uğrayanlardan oldu.
Sevgili Kardeşim,
Kur'anda Rabbimiz şöyle buyurur:
" - (Ey Resulüm!) Rabbinin yoluna hikmetle/akıllıca/uygun tarzda ve güzel öğütle çağır! Ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz Rabbin kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, hidayete kavuşanları da en iyi bilendir. " (Nahl Suresi:125)
İnsanları İslam'a çağırıken
"doğru,güzel ve akıllıca" bir yol/ yöntem izlemek gerekir. Bir
tabir var:"Hastalık yoktur, hasta vardır" Yani her insan kendine
"özgü"dür ve her insana onun durumuna, kişiliğine ve anlayışına
göre bir yol izlemek gerekir.
Bununla birlikte siz önce ailenize
önce yaptıkları yanlışları anlamalarını sağlamaya çalışın. Bunu
yaparken de "yaptıkları yanlışları" "farkettirecek" sorular
sorabilirsiniz. Ama bunu yaparken "öğrenmek için" soruyormuş
gibi yapın ki tepki çekmeyin. Bir de acele etmeyin. Sabırlı
olun. Hemen sonuç beklemeyin. Bazı insanların Peygamberimizin
çağrısını kabulleri bile 15-20 yılı almıştır.Ve tabi onlar için
dua etmeye devam edin.
Yüce Allah'ın emirlerine aykırı
olmadıkça anne-babanıza "saygı ve hürmet" göstermeye devam
edin. Zamanı gelip onlar belli bir olgunluğa geldiklerinde de
sizdeki değişikliği açıklayabilirsiniz.
İnsanların İslama çağrıda easıl bir
yol izlenmesiyle ilgili kitaplardan da yararlanabilirsiniz.
Son olarak: "Diyorsunuz ki":"Bir de
Peygamberimizin kendisine yanlış tanıtılan bir kimsenin,
Resulullahın ismini hiç duymamış biri gibi olacağını; bunların
ehl-i necat olduklarını söylüyor ve devamla “Çünkü bunlar Hz.
Peygamberin ismini, sahip bulunduğu vasıfların zıtlarıyla
birlikte duymuşlardır. Bu ise hakikatı araştırmak için insanı
düşünmeye ve araştırmaya sevk etmez.” deniliyor.Buna ne
diyorsunuz.Bunun benim çevremle ilgisi var mı? Şimdiden çok
teşekkür ederim.Allah hepinizden razı olsun."
Günümüz şartlarında Türkiye gibi
bir ülkede/ortamda belirtilen görüşe katılmak mümkün değildir.
Bu görüş ancak İslam'ın hiç tanınmadığı hiç duyulmadığı yerler
için -belki- geçerli olabilir.
Selam ve dua...
Abdullah ELÇİ
|