| Kitap
okurken dikkat etmemiz gereken hususlar nelerdir?
Fethullah GÜLEN
Her
okuduğunu anlayamayacak seviyede olan kimselerin, öncelikle
anlayabilecekleri bir kitaptan veya herhangi bir kitabın rahat
anlaşılabilen bölümlerinden başlaması isabetli olur.
Bu şekilde bir ilk okumayla kitabın usulü, üslûbu ve takdim şekline
de vukufiyet kazanan okuyucu, daha sonra kitabı iyi anlayabilmek
için baştan başlayarak bir kere daha okuması yararlı olur. Bu tür
okumayla kişi okuduğunu bilir ve okuduğu malzemeyi rahatlıkla
kullanabilir. Evet insan, bu şekilde bir okuma ile malzemeyi
hafızasına iyice yerleştirmiş olur ve yerine göre onları
değerlendirebilir.
Bazen çok kitap okuyan biri, okuduğu kitapların farkında
olmayabilir. Her kitap bir yönüyle onun kafasına dağınık bir şeyler
bırakır, gider. Bu bilgiler zihinde sistemli bir istife tabi
tutulmasa da insan farkına varmadan, herhangi bir zamanda bazı
meseleleri değerlendirirken, değişik mülahazalarının irade dışı
olarak onun hafızasına uğrayan, dimağında kalan o düşüncelerle
beslendiği olur. Evet! Çok okuyan kişinin beyninde gizli bir teyp
varmış gibi hiç farkına varmadan pek çok şey kaydolmaktadır. Bu
gizli disk ve diskteki malzemenin kullanılabilir hale gelmesi
meselesi çok okumakla doğrudan alakalıdır.
Eskiler bir kitaba başlarken, üç şeyi bilmenin vâcip, dört şeyi
bilmenin de câiz olduğunu söylerlerdi. Vâcib olan şeyler: a) Besmele
(Bismillahirrahmanirrahim demek). b) Hamdele (Elhamdülillah demek)
ve c) Salvele (sallallâhu aleyhi ve sellem gibi Peygamberimiz'e
salât ü selam okumak). Câiz olan şeyler olarak da şunları
söylerlerdi: a) İsm-i kitap; burada isim ile müsemmâ arasında
münâsebet var mı? Yani kitabın ismi, muhteviyatını aksettiriyor mu?
gibi konular üzerinde dururlardı. b) Fenn-i kitap; kitap hangi
daldan ve konudan bahsediyor? Veya ilim dalının hangi yanından
bahsediyor? c) Ta'dad-ı fusul; kitapta meselelere kaç fasılda
yaklaşılmış? d) Tebyîn-i garaz: Bu kitabı yazmaktan maksat yani
kitabın te'lifindeki gaye nedir?
Zannediyorum bu düşünceyi bugün de değerlendirmek mümkündür. Tabii
kitabın muhtevasında sistem söz konusu ise. Bu itibarla kitabı
yukarıda ifade edilen dört bir yanıyla kavramak ve o mülahazalar
çerçevesinde anlamak, kitabı gerçekten okumak demektir. Yani isimle
müsemma arasındaki münasebeti kavrama, ilgili olduğu fenne dair o
kitabın yazılmasındaki espriyi anlama, sonra fasıl, mukaddime ve
bölümlerinde eksik, gedik veya fazlalık olup olmadığını, nerelerde
teferruata girildiğini öğrenme, kitap okumada esas olan unsurlardır.
İfade ettiğimiz bu hususu Nur risalelerini okuyan bazı ilk Nur
talebelerinin gerçekleştirdiği söylenebilir.
En ideal kitap okuma vakti
Eskiden temkinli oturarak kitap okumak tavsiye edilirdi. Ben de bazı
kitapları okurken öyle yapmışımdır. Fakat daha sonraları bende
yatarak okuma âdeti hâsıl oldu. Dört-beş saat üst üste kitap
okuyacaksam, yatmak suretiyle okuma bana daha kolay geldi. Masada
kitap okumanın bir müddet sonra beni sıktığını gördüm. Ama masa
başında okuyamadığım kitaplarda önemli yerlerin altını çizerken
çizgilerde kaymalar olduğunu da söylemeliyim. Hatta çizgilerin,
bazen satırın içine, bazen de dışına çıktığı da oluyordu. Bir
dönemde, sadece kitabın önemli yerlerini çizmekle yetinmeyip, onun
kenarlarına, "Bu mütalaa başka yerdeki şu zatın dediği ile uyum
içinde veya şurada mantıkî bir boşluk var. Burada bir tenakuz söz
konusu, şurada hissî bir boşluk var, burada demagoji yapılmış."
şeklinde kendi mütalaalarımı da not ediyordum.
Bir de kitap okuma vakti çok önemlidir. İnsan dinç iken kitap
okumalı. Sabah kalktığı zaman veya kaylûleden sonra kitap okumanın
istifadeli olduğunu gördüm.
Gece vakti kitap okumanın da faydalı olduğunu söyleyenler vardır.
Bunda da bir hakikat payı olduğunu düşünüyorum. Fakat benim genel
kanaatim şu ki: İnsan gece vakti biraz dinlenmeli, biraz da gecesini
evrâd u ezkârla ihyâ etmeye çalışmalıdır. Nitekim Kur'ân-ı Kerim'de
bu husus şöyle ifade edilir: "Muhakkak ki geceleyin kalkıp ibâdet
etmek daha tesirlidir ve Kur'ân'ı okuyuş adına da daha düzgün, daha
sağlam bir tilavet sağlar." (Müzzemmil Suresi,73/6) Geceler, insanın
ne dediğini ve ne anladığını en iyi şekilde ifade edebileceği bir
zaman dilimidir. Bu zaman diliminde insanoğlu, Rabb'isiyle
münasebete geçmeli ve O'nu duymaya çalışmalıdır. Bu açıdan, gecenin
içinde insanın mutlaka Rabb'isine ayıracağı bir zamanı olmalıdır.
İyi yazmak için çok okumak gerekir
Türkiye'de az sayıda da olsa çok ciddi kitap okuyan kimselerin
bulunduğu da bir gerçek. Esasen okumak bir yönüyle bir kültür ve
tiryakilik meselesidir. Meselâ, çantada sürekli kitap taşıma,
durakta beklerken okuma, arabaya binerken okuma, hatta arabayı
kullanan kişinin bile eğer onda da bir merak varsa bazı şeyleri
bantlara okutturup seyahat esnasında banttan dinleme hep okuma
kültürü ile alakalıdır. Şu da unutulmamalıdır ki, bizim insanımız
büyük çoğunluğu itibarıyla okuma fakiri ve düşünce özürlüdür.
Yazar olmayı düşünen bir insanın mutlaka çok yazması gerekmektedir.
İstidadı olan da olmayan da elinden geldiğince bir şeyler
yazmalıdır. Zira istidat varsa, ancak yazmak suretiyle ortaya çıkar.
İnsan yazmayınca istidadının da var olup olmadığı belli olmayabilir.
Hatta kanaat-ı âcizânemce, insan her alanda bir şeyler yazmalı ve
tashihe de açık olmalıdır. Bence bu işe gönül verenler roman,
tiyatro veya küçük oyunlar türünden eserler yazmayı bile
denemelidirler. İleride o işi devam ettirmeseler de mutlaka
yazmalıdırlar.
İyi yazmanın ya da yazabilmenin yolu değişik şeyler okumaktan geçer.
Okunan eserler, bazen birbirine yakın, bazen de birbirine zıt
şeyleri çağrıştırır: Sheaksper okuma insana, Jonben'i çağrıştırır;
Nedim'i okumak da Baki'yi hatıra getirebilir. Önemli olan eli
alışıncaya kadar yazmaktır. Daha sonra yazılan şeyleri yırtıp
atmakta bir zarar yoktur. Ömer Nasuhi Hoca'nın birkaç roman yazdığı
ve sonra yırtıp attığı söylenir.
Bir kitabın, ondan bazı şeyler çıkarıp yazabileceğimiz mülahazasıyla
okunması çok iyi olur. O kitabın içinde önemli noktaları, önemli
yerleri çizmek veya derkenar yapmak yahut bir hâşiye koyarak
belirtmek ve sonra bir kere daha gözden geçirmek çok faydalıdır.
Anlaşılması zor ve ciddi olan ağır eserleri ise üç veya beş defa
okumak az sayılır. Ben bunu bir ifrat olarak görmüyorum. İnsan bir
eseri her okuyuşunda aklına geleni derkenar etmelidir. Eğer
gerekiyorsa veya isterse o istikamette bir şeyler de karalayabilir.
Yazmanın önemli yanlarından bir diğeri de, eseri yazdıktan sonra
ifadesinden, üslûbundan o türlü düşünceleri takdim keyfiyetinden
alın da muhteva zenginliğine kadar, kemal-i dikkatle bir fikrî eseri
okuyor gibi birkaç defa okumaktır. İnsan, tıpkı bir şiiri tashih
ediyor ve onu gerçek yörüngesine oturtuyor, şiiriyetiyle onu
buluşturuyor gibi beş on defa onu tenkitçi gözüyle okumalıdır.
İnsanoğlu hatalarla mâlul olduğundan ve söylediği sözlerin pek
çoğunun uzun zaman hacâletini yaşadığından, bu hataların en asgarî
seviyeye indirilmesi herhalde çok önemli olsa gerek.
ÖZETLE
1- Her okuduğunu anlayamayacak seviyede olan kimselerin, öncelikle
anlayabilecekleri bir kitaptan veya herhangi bir kitabın rahat
anlaşılabilen bölümlerinden başlaması isabetli olur.
2- İstifadenin azami seviyede
olması için kitap okumanın vakti de çok önemlidir. İnsan dinç iken
kitap okumalı. Sabah kalktığı zaman veya kaylûleden sonra kitap
okumanın istifadeli olduğunu gördüm.
3- Okumak bir kültür ve tiryakilik meselesidir. Çantada sürekli
kitap taşıma, durakta beklerken, araç içindeyken kitap okuma, okuma
kültürü ile alakalıdır. Maalesef insanımızın çoğu okuma fakiridir.
Kaynak:Zaman
|