KADIN-ERKEK
TOKALAŞMASI
R. Buran…
Sayın hocam
dinimize göre kadın ve erkeğin tokalaşması caiz midir? Ayrıntılı
bir şekilde açıklarsanız memnun olurum, teşekkürler.
Cevap:
Değerli kardeşim,
İslam, kadın ve erkeğin yapılarını
dikkate alarak, kadın erkek münasebetlerine belli düzenlemeler
getirmiş ve tedbirler almıştır. Bu düzenlemeler yapılırken de
asla erkeği üstün görmek ya da kadını dışlamak gibi bir durum söz
konusu değildir. Zira erkek de, kadın da Allah’ın kullarıdır ve
üstünlük ancak Yüce Allah’a sorumluluklarını yerine getirip, O’ne
sevgi ve saygı duymakladır(takva).
Erkek ve kadının tokalaşması olayı da,
bazı zaaflara ve günahlara yol açmaması için hoş görülmemiştir.
Malumunuz peygamberimiz kadınlardan beyat alırken onların ellerini
tutmadan(musafaha etmeden) bey’at almıştır.
Ancak çağımız alimlerimizden Yusuf el-
Kardavi bu konuda şöyle demektedir:”Nebi (sav)’in kadınlarla musafaha
etmeyişi de musafahanın(tokalaşma) haram oluşuna delalet etmez. Ancak
O’nun(peygamberimizin) bunu, haram olduğundan dolayı terk ettiği sabit
olursa o başka. Oysa O(sav), haram olan şeyleri terk etmesi yanında,
bazı mekruhları, evlâ olan hususlara aykırı gelen bazı şeyleri ve
hatta bazı mübahları bile terk ediyordu….” (Sünneti Anlamada Yöntem,el
Kardavi,Rey yayıncılık,s:310)
Netice olarak şunları
söyleyebiliriz: Şehvetle yapılan tokalaşma haramdır. Şehvet
bulunmaksızın bazı şartların zorlaması altında yapılan tokalaşmalara
ise haram denilemez. Ancak mümkün derece zorunlu kalmadıkça bundan
da kaçınmaya çalışmalıdır.
Ayrıca Prof.Dr. Hayrettin
Karaman hocamızın konuyla ilgili bir soruya verdiği cevabı da aktarmak
istiyorum:
"... "Erkek, kendisiyle evlenmesi caiz olan bir kadınla tokalaşırsa,
ahirette avucunun içine kızgın demir/cıva eriyiği konarak
cezalandırılacağı"nı ifade eden söz hadis değildir, uydurmadır.
Peygamberimizin, kadınlarla -bey'at yaparken- el ele tutmadığı
şeklinde bir bilgimiz var. Bu, haram kıldığını göstermez; O'nun her
"terk"i; yani bir şeyi yapmaması nehiy (yasaklama) mânasna gelmez.
Yasak ve haram olduğuna dair başka delillere ihtiyaç vardır.
Peygamberimizin ve sahabenin yaşlı kadınlarla musafaha (tokalaşma)
yaptıkları biliniyor (Kâsânî, Bedâyi', Beyrut, 1997, C.V, s.495 vd.).
Fıkıhçılar "kadınla erkeğin musafahası" konusunu "kıyas" ile hükme
bağlamışlar ve şöyle demişlerdir: "Kadınların el ve yüzleri avret
değildir, bunlara şehvetsiz bakılabilir. Ama dokunmak şehvet celbi
bakımından daha etkilidir, bu bakımdan avret yerine bakmaya ve
dokunmaya benzer; bu sebeple dokunma caiz olmaz." (Kâsânî, s.489). Bu
gerekçeye göre, âdeten (yaygınlaştığı ve alışıldığı için) şehvetin
sözkonusu olmadığı durumlarda ele dokunmak (musafaha) caiz olmaldır.
Nitekim Ahmed Şerbâsî gibi bazı önemli alimler bu kanâati (gerekli
durumlarda ve şehvet sözkonusu olmadığında musâfahanın caiz olduğunu)
ifade etmişlerdir (Yes'elûneke fi'd-dîni ve'l-hayât, Beyrut, 1980, C.
V, s. 86). Âdet, ihtiyaç ve bu mânada zaruretin de "bakma ve
dokunmanın caiz olması" konusundaki etkisini, yine Fıkıhçıların,
cariyelerin bulunduğu ve alınıp satıldığı zamanlara ait olan şu
ictihadlarında görüyoruz: "Bir kimse, sahibi olmadığı cariyeye
baktığında veya dokunduğunda cinsel tahrikten çekinirse (böyle bir
ihtimal varsa) bakması ve dokunması caiz değildir. Ancak bu cariyeyi
satın almak istiyor da bu sebeple bakıyor veya dokunuyorsa caiz olur;
çünkü işine yarayıp yaramayacağını ancak böyle anlar ve buna ihtiyac
vardır; bu bakma, gerektiğinde hâkimin, şahidin, evlenmek isteyenin
bakmasına benzer; yani ihtiyaç bulunduğu için bu durumlarda da -şehvet
ihtimali bulunmasına rağmen- bakma caiz olur..." (Kâsânî, 491).
Bu nakil ve yorumlardan sonra size şunu söyleyebilirim:
Siz elbette göreve devam edeceksiniz ve anlattığınız durumlarda,
mesela karşı tarafın imanına, din duyusuna zarar vermemek için
musafaha da yapacaksınız. Gerekmediği yerlerde ve imkan bulup da
anlattıktan sonra bunu yapmazsınız. Anlatırken de "şehvet duyma"
gerekçesinden söz etmemek gerekir; çünkü bu söylem, müslüman
erkeklerin şehvet düşkünü, hatta seks manyağı olduklar ithamına yol
açıyor. Esasen Kur'an'da veya Sünnet kaynağında açıklanmış böyle bir
gerekçenin bulunmadığını, bunu fıkıhçıların kendi ictihadlarına
(yorumlarına) dayanarak söylediklerini yukarda zikrettik. Böyle bir
âdetin (genç kadınla erkek arasında tokalaşmanın) bulunmadığı yer ve
zamanlarda genç kadın ve erkeklerin birbirlerinin ellerini
tutmalarının cinsel duyguyu harekete geçirme ihtimali elbette daha
fazladır ve fıkıhçılar bu yönden haklı olabilirler. Bugün ise hem âdet
yaygınlaşmıştır, tabîîleştiği için şehvetle ilişkisi zayıflamıştır,
hem de sorunuzda ifade ettiğiniz şekilde bazen gerekli hale
(ihtiyaç/zaruret haline) gelmektedir. Bu sebeple -açıklanan çerçeve ve
mânadaki zaruret dışında bunu yapmak istemeyenlerin- uygun zamanda ve
uygun bir üslup içinde, "Bizim geleneğimizde yok, Peygamberimiz
yapmamış, kadim fukahâ, ortada bir ihtiyaç ve zaruret bulunmadıkça
caiz görmemiş, biz de yapmıyoruz" demeleri yeterlidir.(www.hayrettinkaraman.net)
Konuyla ilgili
günümüz alimlerinden Mustafa İslamoğlu da konuyu değerlendirip
şu neticeye varmaktadır :
Bu hususta azimet mümkün
olduğunca (tokalaşmaktan) sakınmaktır. Fakat muhatabın yanlış
anlayacağı durumlarda, hassaten inancınızı ilzam edecek durumlarda,
hele onun onurunu rencide edecek ve sizden nefret ettireceğini
bildiğiniz durumlarda bu ruhsatı kullanmak azimetin ta kendisi
olabilmektedir.(http://www.mustafaislamoglu.com/haber_detay.php?haber_id=248)
Selam ve dualarımızla…