|
İslamî
Tesettürün/örtünmenin ölçüsü ve şekli nasıl olmalıdır?
"İslâm dîni kadın ve
erkekler için -belli kimselere karşı belli ölçülerde- örtünme
yükümlülüğü getirmiştir, ancak örtülecek yerlerin hangi kılık ve
kıyâfetle örtüleceği konusunda bir belirleme ve sınırlama
yapmamıştır. Açılması, gösterilmesi câiz olmayan yerler, altını
gösterecek kadar ince veya şeffaf olmayan, örtülen yerin
biçimini/şeklini gözler önüne serecek kadar dar olmayan giysilerle
örtüldüğü takdirde tesettür (örtünme) vazifesi yerine getirilmiş
olmaktadır. Bundan ötesi ihtiyaç, örf ve âdet, tercih meselesidir.
Asırlardan beri Anadolu kadını şalvar adı verilen bir alt giysi,
etekleri onun içine sokulmuş bir entari veya gömlek, başı örten bir
başörtüsü ile örtünür, bu kıyâfetle dışarıda (tarlada, bahçede,
harmanda, ormanda...) çalışır. Bu şekilde örtünme câiz görülmüş,
âlimlerce yadırganmamıştır. Bazı eski fıkıhçılar, böyle örtünen bir
kadının, başörtüsünden sarkan uzun saçları bulunursa, bunları örtü
içine almak zor olduğu için açıkta bırakabileceği, ama erkeklerin bu
saça bakmalarının câiz olmadığı şeklinde fetvâ bile vermişlerdir.
Daha çok şehirlerde, tesettürlü olmaya özen gösteren bazı müslüman
kadınlar ve kızlar da, ceket-pantolon veya ceket-etek
giymektedirler. Baş örtülü, ceket uygun kalınlık, genişlik ve
uzunlukta (kabaları örtecek kadar uzun), pantolon veya etek de yine
uygun genişlik, kalınlık ve uzunlukta olursa bunlarla dînin istediği
örtünme gerçekleşmiş bulunur.
Kadının ceket ve pantolon giymesini, "erkeklere özenme ve benzeme
olduğu" için câiz görmemek uygun değildir; çünkü kadın ceketi ve
pantolonu onlara özgü, farklı, erkeklerin kullanmadığı biçimde
giysilerdir.
Arapça'da adına "cilbâb" denilen dış giysi, İslâm'ın geldiği asırda
yaygın olan kölelik uygulaması yüzünden, hür kadınların kadın
kölelerden (câriyelerden) ayırt edilmesini sağlamak için
istenmiştir. Şimdi câriye kalmadığı için böyle bir giysi ile ayırt
etme ihtiyacı da ortadan kalkmıştır. Cilbâb kamu düzenini sağlamaya
yönelik ve değişmeye açık bir giysidir, örtünme (tesettür) ise
iffeti ve aileyi korumaya yönelik bir din emridir, değişmeye açık
değildir.
"Örtünmeyenlerin iffetleri yok mudur?" şeklindeki soru/itiraz,
tahrike ve kafa karıştırmaya yönelik değilse yersizdir; çünkü dînin
ve dindarların tezi, "örtünmeyenler iffetsizdir" şeklinde olmayıp,
örtünme emrinin, her iki tarafın iffetini korumaya yardımcı olacağı,
bunun için tesettürün farz kılındığı, bu farzı yerine
getirmeyenlerin -iffetsiz değil- günahkâr olacakları şeklindedir." (
http://www.hayrettinkaraman.net/yazi/hayat/0497.htm )
|