
Hayata
ışık tutan mesajlar
|
|
"Kur'an'a sarılmazsan eğer, yese düşersin" * |
|
|
Mustafa
İslamoğlu |
|
"İmkânsız" mı dedin?
Olur mu dostum, hiç yakışır mı sana?
Neden Allah yokmuş gibi konuşuyorsun? Bilmiyor musun; Allah yokmuş
gibi konuşmak günahtır.
Allah var. Allah'a iman var. İman varsa imkân var. Allah'ın olduğu
yerde "imkânsız" demek olur mu?
Yoksa sen yaptığın işe besmelesiz mi girişiyorsun?
Bismillah demek, "Ben bu işi Allah sayesinde yapıyorum" demektir.
Yine "Ben bu işe Allah'ı dahil ediyorum" demektir. Ve "Allah'tan
yardım istiyorum" demektir. Dahası, "Ben bu işi Allah'a
ısmarlıyorum" demektir.
İmkân dediğin nedir ki dostum?
Eğer imkânı olanlar daha çok infak etseydi, Allah yoluna en çok
verenler en varlıklılar olurdu. Bak etrafına, bunun hiç de böyle
olmadığını görürsün. Kaldı ki, insan olmak bir imkândır. Akıl paha
biçilmez bir imkândır. Sıhhat bir imkândır.
Dahası, Allah sonsuz imkândır. Kur'an imkândır. Peygamber imkândır.
İman imkândır. Namaz imkândır. Oruç imkândır. Bütün bu imkânlardan
ne kadar yararlandın? Mesela, Allah'ı imkân olarak gördün mü?
Çocuklarının geleceğini düşünürken, ailenin geleceğini düşünürken,
yaşadığın toprakların geleceğini düşünürken, ait olduğun medeniyetin
geleceğini düşünürken? Evet bütün bunları düşünürken, Allah'ı da
hesaba dahil ettin mi?
Sevr'in eteğinde dolaşma dostum. Eğer Mekke'nin hakkını verdin ve
imkânların tümünü tükettinse, yeni imkânlar üretmek için Medine'nin
yollarına düş. Düşmanların kalabalık olabilir. Korkma! Dostun büyük,
en büyüktür. Fakat En Büyük Dost'un yardımı, kulun gücünün bittiği
yerde gelir. O yer, Sevr'in zirvesidir.
Sevr'in eteğinde oturma. Haydi, davran ve tırman. Yükseğe, daha
yükseğe, en yükseğe.
Ne var Sevr'in tepesinde?
Allah'ın vaat ettiği yardım var.
Niçin oradadır Allah'ın vaat ettiği yardım?
Orası kulun gücünün bittiği yerdir de ondan. İlahi yardım, kulun
"Ben bittim ya Rab!" dediği yerde yetişir. Sünnetullah bu, Allah'ın
geleneği bu, değişmez âdeti bu. Akıllılık, Allah'ın sünneti bana
uysun diye beklemek değildir. Akıllılık, Allah'ın sünnetine
uymaktır. O'nun eşsiz çalışma tekniğini çözmektir. Bu tekniğin
sırrına erip, gereğini yapmaktır.
Peki, nasıl olacak bu iş?
Kolay dostum, çok kolay. Şu formülü unutma: Öncekiler neyle felaha
erdilerse, sonrakiler de aynı şeyle felaha erecekler. Çağ değişir,
zaman değişir, mekân değişir, imkân değişir, alet değişir. Fakat
?âdet' değişmez, temel zaafları ve meziyetleriyle insan değişmez.
İnsan tutmalı dostum, insanı tutmalı. Hiç olmazsa, takım tutanlar
kadar heyecan ve aşkla. Hiç olmazsa, zar atanlar kadar umutla ve
şevkle. Hiç olmazsa, boğazına kadar günaha batanlar kadar cesaret ve
cüretle.
İnsanı tutmalı ve onu onarmalı. İmha olmuş insanı inşa etmeli. Bunun
için de yüreğine açılan kapıyı bulup tıklatmalı. Açılmıyor diye
ayrılmamalı. Günlerce, haftalarca, hatta aylarca beklemeli. Ha
açıldı ha açılacak diye. Kâbe'nin kapısında bekler gibi beklemeli.
Açılırsa eğer, Kâbe'ye girer gibi girmeli; heyecan zirvede, aşk
dorukta?
Kalbe, kalplere giden yolun harita ve pusulası yerine vahyi almalı,
Kur'an'ı almalı. Satırdaki âyetlerle sadırdakileri, tohumla toprağı,
etle tırnağı, anayla evladı, bülbülle gülü buluşturur gibi
buluşturmalı. İş budur, eylem budur, yol budur. Tıpkı Kur'an şairi
Akif'in dediği gibi:
Allah'a dayan saye sarıl hikmete râm ol
Yol varsa budur bilmiyorum başka çıkar yol
Allah'a dayan gâyene tevfikini versin
Kur'an'a sarılmazsan eğer yese düşersin.
*http://www.mustafaislamoglu.com/makaleler.php?haber_id=332&Makale_id=332
03/09/2005 |
|