HOMOSEKSÜEL EŞ VE ÇARE
Selamun
aleyküm,
Ne olur
bana yardımcı olun,cok önemli bir sorum var.Kocam benle tanışmadan
önce ............... ve iliski de yasiyormus.Bana
herseyi anlattı bende kabul ettim ama tövbe etmesi suretiyle,oda tövbe
etti ve evlendik,ama o halen escinsel arkadaşlarından kopamıyor,biz
sadece arkadaşız diyor,.......Allah’ıma
hep dua ediyorum,sabır ediyorum ama bende bile bile günah islemek
istemiyorum,onu o pis yoldan kurtara bilmek icin elimden geldigi kadar
sabir ediyorum,neolur bana yardimci olun, Allah yolunda ben nasil daha
davrana bilirim,eger onu birakirsam ben günaha girer miyim,belki o
gene o kötü yola gidecek diye sabir ediyorum ama arkadaslari o
biseksuel diyorlar,lütfen Allah yolunda ben nasıl davranmaliyim,cevabinizi
bekliyorum.
Değerli Kardeşim,
Şüphesiz
belirttiğiniz durum sizin için zor bir durum. Keşke zamanında eşinizin
tevbesindeki samimiyet ve kararlılığını görüp ondan sonra evliliğinizi
yapsaydınız.
Yüce Allah
insanları erkek ve kadınlar olarak yaratmış ve her birine
cinsiyetlerine uygun görev ve sorumluklar yüklemiştir.
Yine cinsel yakınlaşmayı erkek ve kadın
cinsi arasında, nikah ile caiz kılmıştır.(yani izin vermiştir.)
İslam’a göre aynı cinsin (yani erkeğin erkekle, kadının kadınla)
cinsel yaklaşımı kesinlikle yasaktır ve büyük bir günahtır ve
sapıklıktır. Çünkü bu tür bir yakınlaşma Yüce Allah’ın yaratışına
ve ahlaka aykırı bir durumdur. Ayrıca evliliğin amaçlarından birisi de
“insan neslinin devamıdır”.
Kur’an’da şöyle
buyurulmaktadır:
Allah o şeytana
lanet etti. Ve o(şeytan) da: "Elbette senin kullarından belirli
bir pay alacağım, onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntulara
sokacağım, ve onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını
yaracaklar, onlara emredeceğim de Allah'ın yaratışını
değiştirecekler" dedi. Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost
edinirse, şüphesiz o, apaçık bir ziyana uğramış olur.
(Nisa
Suresi:118-119)
Tarihte de
homoseksüelliğe rastlanmış ve bunları uyarmak için Peygamber
gönderilmiştir. Yine Kur’an’da şöyle buyrulmaktadır:
“
Lût'u da peygamber olarak gönderdik. O soydaşlarına dedi ki: «Sizler
daha önce dünyada hiç kimsenin işlemediği bir fuhuş türünü mü
işliyorsunuz?
Sizler kadınları bırakıp, erkeklere şehvetle
yaklaşıyorsunuz. Kuşkusuz siz her türlü ölçüyü çiğneyen, azgın bir
toplumsunuz.
Kavminin cevabı: Onları (Lût'u ve taraftarlarını) memleketinizden
çıkarın; çünkü onlar fazla temizlenen insanlarmış! demelerinden başka
bir şey olmadı.
Bunun üzerine Lut'u ve taraftarlarını kurtardık; yalnız karısı, geride
kalıp helake uğrayanlardan oldu.
Üzerlerine bir azap yağmuru yağdırdık. İşte bak, suçlu kâfirlerin sonu
nice oldu!"
(A’raf,7/80-84)
Değerli
Kardeşim,
Sorunuza
tekrar dönersek eşinizi bir süre daha uyarın ve bu ahlaksız durumdan
vaz geçmezse ayrılacağınızı açık bir dille belirtin.
Yaptığı günahın
farkında ve kurtulmak istiyorsa ve kendi iradesi yeterli gelmiyorsa
Müslüman bir psikologla tedavi girişiminde bulunun.
Bulunduğunuz
çevre bozuk ve ahlaksız bir çevreyse daha ahlaklı insanların yaşadığı
bir yere taşınmaya çalışın.
Siz elinizden
geleni yaparsanız ve buna rağmen eşiniz gerçekten bu sapık ve ahlaksız
ilişkiye devam ederse, elbette boşanabilirsiniz.
Çift cinsiyetle(bioseksüellik)
ilgili olarak Değerli Hocamız Prof. Dr. Hayrettin Karaman’dan şu
bilgileri aktaracağım:
“ Çifte
Cinsiyet veya Üçüncü Cins
Fıkıh kitaplarımızda "hunsâ" diye bilinen ve kendisinde erkeklik ile
dişilik organlarının birlikte bulunduğu veya ikisinin de belirli
olarak bulunmadığı kimseler ile cinsiyetlerini değiştirenlerin dinî
durumları son zamanlarda sıklıkla sorulmaya başlandı. Bu neviden bir
soru listesini maddeler halinde cevaplandıracağım:
1. Benim bilgime ve soruşturmalardan aldığım sonuca göre yaratılıştan
(biyolojik ve fizyolojik özellikleri itibariyle) kadın olan bir kimse
ameliyatla erkek, erkek olan bir kimse de ameliyatla kadın olamıyor;
yani bazı organlarını kestirip aldırsa ve bazı organlarında değişiklik
yaptırsa da bütün fonksiyonları ve özellikleri ile cinsiyetini
değiştiremiyor ve hele hele erkek iken kadına dönüştürülenler asla
çocuk sahibi olamıyor, keza kadın iken erkeğe dönüştürülenler de bir
kadını hamile bırakamıyor.
2. Allah Teala Kitabında insanoğlunu, ya erkek veya dişi olarak
yarattığını bildiriyor, bu iki özelliği birden taşıyan bir üçüncü
insan nev'i yarattığını bildirmiyor. Şu halde fıtraten (yaratılıştan)
insan ya erkektir yahut da dişidir. Bu iki cinsiyetin belirleyici
organ ve işaretlerini birlikte taşıyanlar, ikisine birden sahip
olanlar, bir mânâda fıtrata aykırı, sakat, eksik veya fazlalıklı
doğanlar gibidirler. İnsanın iki kulağı, bir burnu, iki ayağı, on
parmağı... vardır; bir çocuk bu organlarında bir fazlalık veya
eksiklik ile doğarsa bunu "Allah böyle yaratmıştır, demek ki O'nun
yaratışına göre bir insan çeşidi de budur" diye karşılamak yerine,
sebeplerini keşfederek -veya keşfetmeyi bekleyerek- anormal kabul
etmek gerekecektir.
3. Yaratılış itibariyle kadın olan kendini kadın gibi, erkek olan da
erkek gibi hisseder. Eğer bu hissediş ve karşı cinse yönelik alakada
bir değişiklik, bir terslik varsa yine bunu yaratılışa değil,
hastalığa, sakatlığa, irsiyet veya eğitimden gelen bir bozukluğa
bağlamak ve tedavisi için çareler aramak gerekir. Çünkü normale
uymayan anormaldir, düzeltilmesi gereken bir durumdur.
4. İslâm, canlı varlıkların yaratılıştan var ve normal olan
özelliklerinin, organlarının, şekillerinin değiştirilmesine izin
vermemekte, bunu "Allah'ın yaratışını değiştirmeye kalkışma" olarak
değerlendirmekte ve lanetlemektedir. Şayet normal dışı bir eksiklik,
fazlalık, çirkinlik, arıza var ise bunun düzeltilmesi (bu mânâda
estetik ameliyat) caizdir, tedavi olarak kabul edilmektedir. Bu genel
hükme ve kurala göre biyolojik ve fizyolojik olarak erkek veya kadın
olan bir insanın, sırf kendisini karşı cinsten gördüğü, böyle
hissettiği, bu yüzden bunalıma girdiği için ameliyat edilerek karşı
cinsin bazı özelliklerine ve organlarına kavuşturulması asla caiz
değildir. Bu tedavi değil, bozma ve dejenere etmedir. Bu yüzden
bunalıma girenler, başka sebeplerle bunalıma girenler gibi erbabı
tarafından tedavi edilmelidir. Bir kimse ruh hastalığına tutulduğu
için burnunu kurbağa, parmağını akrep zannetse, böyle görüp, böyle
hissetse, bu kimseyi tedavi etmek için burnunu veya parmağını kesen
bir tabibi ne duydum, ne gördüm, ne de bir yerde okudum!
5. Doğuştan iki cinsin de bazı organlarını taşıyan kimselere bakılır;
bunlardan hangisi fonksiyonları itibariyle güçlü ve etkili ise kişi o
cinsiyette ve o sıfatta kabul edilir, bu durumda diğer fazlalıklar
anormal sayılarak ameliyat yoluyla giderilir ve bu, altıncı parmak,
üçüncü ayak gibi anormal bir fazlalık olduğundan giderilmesinde dinî
bir sakınca bulunmaz.
Gerçekte var olup olmadığını bilmemekle beraber her iki organ ve
özelliği eşit olarak taşıyan (hunsây-i müşkil) bir insan bulunursa
onun psikolojisi, kendini hangi cinsten gördüğü, saydığı, hissettiği
esas alınır ve buna göre işlem yapılır; yani dinî bakımdan kendisine
böyle davranıldığı gibi tedavi ve ameliyat bakımından da buna göre
hareket edilir. Eğer doğuştan her iki cinsin de belirleyici organ ve
alametlerini taşımayan (bu çeşit hunsây-i müşkil) bir insana
raslanırsa ona da bir önceki maddede olduğu gibi davranılır; hissi ve
eğilimi göz önüne alınır. Günlük hayat, kılık kıyafet, tesettür,
haklar ve borçlar ... bakımından da hunsâlara yapılacak muamele,
yukarıdaki maddelerde açıklanan sonuçlara, işlemlere ve kabullenişlere
göre olacaktır. Allah Teala'nın bu gibi kullarına muamelesi, şüphesiz
adalet, rahmet ve mahabbet çerçevesinde olacaktır; yeter ki, onlar da
diğer kullar gibi iradeleri dahilinde bulunan alanda Allah'a itaat ve
kulluktan ayrılmasınlar. Ayrılmaları halinde ise yine muamele, normal
olup da günah işleyen kullarınkine eşit olacaktır.”
Kaynak :(http://www.hayrettinkaraman.net/yazi/laikduzen/1/0116.htm)
Selam ve dualarımızla...