Değerli ve Sevgili
Kardeşim,
İltifat ve duanız için teşekkür
ederim. Layık değiliz fakat Rabbim layık eylesin.
Soru ya da sorununuza gelince;
Öncelikle samimiyetin ve açık yürekliliğin için tebrikler. Zira
hastalığı kabul etmek tedavinin en önemli basamağıdır. Önce
hasetten başlayalım:
Değerli kardeşim;
Yüce Rabbimiz herkese farklı
nimetler, yetenek ve lütuflar da bulunmuştur. Ve inanın bunda da
bir çok hikmetler,güzellikler ve sırlar vardır. Öyleyse biz
Rabbimizin bize verdiği ihsanları/nimetleri düşünmeli ve
şükretmeliyiz.
Kur'an'da Rabbimiz şöyle buyurmakta:
" Allah'ın kendisiyle kiminizi kiminize
üstün kıldığı şeyi temenni etmeyin. Erkeklere kazandıklarından bir
pay (olduğu gibi), kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır.
Allah'tan onun fazlını (ihsanını) isteyin. Gerçekten, Allah, her
şeyi bilendir." (Nisa suresi:32)
Şüphesiz haset(yani başkasındaki
nimetlerin,iyiliklerin yok olmasını istemek) manevi kalbin bir
hastalığıdır. Aslında haset eden en büyük kötülüğü kendine yapar.
Zira içi içini kemirir ve ruhen sıkıntıya girer. Ayrıca hasette
bir nevi Yüve Allah'ın yaptığı taksimata ve nasibe rıza
göstermemek de vardır.
Öyleyse biz başkalarındaki nimetleri
kıskanmamalı fakat Yüce Rabbimizin ihsanlarını bize de daha çok
açması için dua etmeliyiz. Zira O'nun lütfu ve ihsanı geniştir.
Ayrıca haset oluşacağını
düşündüğünüz kişilerin hayatlarını,işlerini takip etmeyin. Örneğin
not listeleri asılınca kendi notunuza bakın ve haset oluşacağını
düşündüğünüz başkalarının notlarını incelemeyin. Bu konuda
kendinizi zorlayın.
İmam Gazali der ki: İnsan hased
hastalğını tamamen kalbinden atmalıdır. Fakat bunu tam
başaramıyorsa en azından hasedini söze ve eyleme dökmemeli ve
içindeki hased duygusundan rahatsız olmalı ve kurtulmak için de
Allah'a dua etmelidir. Böyle yaparsa sorumluluktan kurtulmuş olur.
Daha da iyisi hased ettiği kimsenin başarısını başkalarının
yanında takdir etmeli ve ona dua etmelidir. Bu başarılırsa
Rabbimiz de kalbe genişlik verir.
Kendine güven konusuna gelince:
Sevgili kardeşim,
-Öncelikle 5 vakit namazınızı
kılınız. Çünkü "hakkıyla ve bilinçle kılınan namaz" insanı
dik,diri ve onurlu tutar.
-Kendinize güveniniz fakat bu güven
kendimizin güvene bizatihi layık olmasından değil her şeye gücü
yeten Allah'a güvenimizden kaynaklanmalı. Yani kendimiziden ziyade
Allah'a güvenmeliyiz. O zaman kendimize de bir güven duygusu
gelir.
-Hırslı olmayın. Evet kararlı
olun fakat aşırı hırsa kapılmayın.
-Doğal olun.Fakat tabi ölçüyü de
koruyun. Hata yapmaktan fazla korkmayın. Çünkü hatasız insan
olmaz, yeter ki hatayı telafi yoluna gidelim.
-Karşınızdakilerin de (iş
görüşmesinde) birer insan olduğunu kendinize sık sık hatırlatın.
Sonuç da herkes Allah'ın bir kuludur.
-İş görüşmesine gideceğiniz mekana,
imkan varsa daha önce bir kaç kez gidin gezin. Bu sizi rahatlatır.
-Ve nihayetinde bu dünya hayatının
ölümlü olduğunu unutmayın.
Ve bir de kitap tavsiye edeyim:
"Kendime Engel Olmayacağım,R.Şükrü Apuhan,Timaş Yayınları" Bu
konuyla ilgili bu kitabı da mutlaka okuyun.
Söylediklerimin inşaallah faydası
olur.
Selam ile...