HAYATA IŞIK TUTAN MESAJLAR

anasayfa- aydınlık rehber-dini sorular- tavsiyeler - aile -önerdiğimiz linkler - sohbetler

 

SUFFE

www.suffe.net

Hayata ışık tutan mesajlar
 HADİSLERE YAKLAŞIM...

Soru:

 Hocam aslında ben bu mektubu diyanet işlerine yolladım fakat bana gelen
> mail de cevap namına bir şey yoktu  muhtemelen hazır bir yazının kopyası
> 6-7 sayfalık bir mail yolladılar ve birşey  ögrenemedim umarım siz
> okursunuz
>
> Sayın Hocam
> Aslında size bu maili atmak yerine kafamdaki soruların cevabını internette
> arayarak bulmak istedim fakat   tam tersi kafamın daha çok karıştığını
> fark ettim neyse ben en iyisi sorularımı anlatmaya başlayayım.
>
> Hocam herşey bundan bir kaç ay evvel resim yapmanın dini hükmünü merak
> ettiğimden başladı ve araştırdım kimi hocalardan aldığım yanıtlar olumsuz
> ken iken Diyanetten gelen cevap resim hakkında olumluydu bu yalnız burda
> fetva verlirken resim yapmanın Kuran da geçmeyip bir kaç hadisten olduğunu
> ögrenince çok şaşırdım çünkü bazı hocalar resim yapanların cezanın en
> büyük olduğu yönündeydi.
>
> Hocam daha sonra aklımd a bir soru belirdi yani biz Kuran a göremi yoksa
> Hadislere göremi amle edeceğimiz hakkında .Bunu bana bir Hoca şöyle
> açıkladı Kuranı kerim dinin ana hatlarını oluşturuyor Hadislerde
> uygulanmasını dedi.Bu ilk anda mantıklı gelsede daha sonra düşününce
> aklıma şöyle birşey geldi yani Kuranı kerim vahiy yoluyla geldi ve bunu
> hemen yazılı hale getirilerek muhafaza edildi ve daha sonra bunlar
> toplanarak kitap haline getirildiğini biliyorum dolayısıyla kuran hakkında
> şüphem yoktu.Hadisler konusunda benim bildiğim en güvenilir olan Buhari ve
> bu zatın Peygamberimizin vefatında 178 yıl kadar sonra doğduğunu ögrendim
> yani yazılı olmayan ortalıkta dolaşan Hadisleri en iyi ihtimalle 22
> yaşında toplamaya başlasa Hz.Muhammed ten tam 200 yıl sonra yapmıştır diye
> düşünüyorum.
>
> Şimdi hocam Ahzab süresinde
> 21.
> "Andolsun, Allah'ın Resülünde sizin için; Allah'a ve ahiret gününe
> kavuşmayı uman, Allah'ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek
> vardır."
> Diye yazıyorya bunu bana sünnette katti şekilde uyulması gerektiğinin
> delili olarak gösteriyorlar sorduğumda .Ama bu ayeti daha süredeki
> evvelki ayetlerden okuyarak başlayınca anlatılan konun bir parçası
> olduğunu anlamı çıkıyor hocam şimdi muhtemelen siz bana ayetten anlam
> çıkarmak sana düşmez diyebilirisiniz o zaman hocam farz edelim bu ayette
> Hz muhammed nasıl yaşadıysa sizde öyle yaşayın Hadislerini tam olarak
> tatbik edin yazsa idi .
> Benim de Kul olarak Allah a şöyle sorma hakkım doğmazmı Allahım sen bana
> içinde yasakarın ve emirlerin olan bir kitap yolladın bende bu kitabı
> kabul ediyorum amenna fakat
> Sen kendi emirlerini yazılı olarak sağlam yollarken aynı şekil itaat
> etmemi istediğin peygamberinin sözleri neden ayrı ve kesin olarak
> vermedinde biz de bu hadisleri en güvenilir kabul edileni 190-200 yıl
> sonra toplanmaya başlamış bir zattan ögrendik.Ve hocam  kuranın ayetleri
> üzerinde hiç kimse tartışmaz iken hadislerin kimi sahih kimi değil .Yani
> biz müslümanlar tamam ben peygamberin sünneti üzerine hareket ediyorum
> derken bir yandan da acaba bu hareket ettiğim hadis sahihmi değilmi diye
> düşünerek neye göre amel ettiğimiz konusunda teredütte kalmamız dogrumu bu
> bizi dine dahada yakınlaştırımı.
>
>
> Hocam bir de şu ayet.....
> Hûd Sûresinin 1,2 . Ayetinde
> Elif Lâm Râ.1 Bu Kur'an; âyetleri, hüküm ve hikmet sahibi (bulunan ve her
> şeyden) hakkıyla haberdar olan Allah tarafından muhkem (eksiksiz, sağlam
> ve açık) kılınmış, sonra da Allah'tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye
> ayrı ayrı açıklanmış bir kitaptır. (De ki:) "Şüphesiz ben size O'nun
> tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim."
>
> Hocam bu ayetten benim anladığım Allahın bu kitabın bana yeterli olduğu
> söylediğini manasını çıkakrıyorum  ama hocam genel olarak bunun dogru
> olmadığı bizzat dini alimler söylüyor eksiklerin peygamber tarafından
> tamalandığını yani bir eksik varmıki biz bunu Peygamberin vefatından çok
> sonra toplanan hadislerden ögreniyoruz .Öylemi
>
>
> Sayın hocam bu linkte bir liste var belki daha evvel görmüşsünüzdür
>
>.................
>
> buna bir bakmanız mümkünmü çünkü bana mantıklı geldi yani 4 farklı din
> gibi değilmi
>
> Sayın hocam şuan çok büyük bir çelişkinin içerisndeyim yani açıkcası artık
> kurandan şüpheye düşer hale geldim yani şöyleki ben diyelimki Allahın
> rızasını kazanmak için kurandaki emir ve yasaklara uyuyorum fakat bu
> ayetlerin biri bana hadis-i şerifleri işaret ediyor ama ortada dogruluğuna
> %100 inandığım bir hadis kitabı yok kimi alimin sahih dediğine kimi değil
> diyor kimi alimin günah dediğine helal diyor yanii ortada net bir din yok
> gibi duruyor hocam 30 yaşındayım bu zamana kadar Allah a  ve Kurana
> inanıyordum fakat hocam benim mantıken Kuran a olan inancım samimi olmak
> gerekirse kalmadı diyebilrim .herne kadar duygusal olarak dogru olduğuna
> inanmak istesem bile...
>
> Hocam birde şunu ilave etmek isterim diyorlarki hadisler olmasa biz namazı
> nasıl kılacağımızı nerden ögrenecektik buna benim kendimce bir yanıtım var
>
> Peygamberimiz namaz kılmak hasıl olduktan sonra günde 5 vakit kılmıştır
> dolayısyla yanındakilerde onun gibi hergün hemde 5 defa yapılan birşeyin
> artık insanın yüzmek gibi koşmak gibi bildiği bir fiil olup çıkmazmı ..
....
>
> Yani hadislerin bir kısmına inanıp bir kısmına inanmak bana dogru ve
> samimi gelmiyor eger deselerdi bunlar %100 Peygamberimizin sözleri bunlara
> itaat edilmeli bence bir sorun yok ama ben belki de uydurma olan bir hadis
> yüzünden bütün hayatım boyunca islam da yeri olmayan bir şeye göre
> yaşamayı dogru bulmuyorum
>
> En derin saygılarımla
 

CEVAP:

 

Değerli Kardeşim,
Hadis konusundaki yaklaşımları 3 gruba ayırmak mümkün:
1.grup: Nakledilen her rivayeti hatta zayıf ve uydurma rivayetleri bile
sorgusuz sualsiz amaç ve maksadını düşünmeden Kur'an ile  ölçmeden hatta
Kur'an'ın açık beyanına ters düşse bile kabul edenler.

2.grup:Allah'ın dini tebliğ etmek ve açıklamak ve örnek/önder olmak için bir
Peygamber gönderdiğini tamamen göz ardı ederek hadisleri ve sünneti tamamen
yok sayanlar.

3.grup:Kur'an'ı dinin temel kaynağı kabul edip hadisleri de Kur'an ölçüleri
ve dinin temel maksatları çerçevesinde ve senetlerini de gözeterek ve
"seçerek" kabul edenler.

 Bizce doğru olan 3. yaklaşımdır.

Konuyla ligili Sayın Prof. Dr. Süleyman Ateş'in aşağıdaki görüşlerinin bu
konuyla ilgili itidalli ve dengeli bir yaklaşım olduğuna inanıyorum:

"Mesele, bir hadisin bizim hoşumuza gidip gitmemesi değil, Kuran düşüncesine
uyup uymadığı meselesidir. Kuran, temel yasadır. Hadisler ise yasanın
yönetmeliği durumundadır. Yönetmelikler yasaya aykırı olmaz, yasayı açıklar.
Öyle ise hadislerin de Kuran düşüncesine aykırı olmaması, Kuran'in
yasaklarına yasaklar katmaması gerekir. Hadisin iki temel ölçütü vardır.
Birinci temel ölçüt, Kuran'a uyması, Kuran'in helal kıldığını haram
yapmamasıdır. Çünkü asıl din Kuran'in emirleridir.


Kuran'ı Peygamberimiz, herkesi bağlayıcı olmak üzere yazdırmıştır. Ama
hadislerin yazılmasına müsaade etmemiştir. Dört halife döneminde hadislerin
yazılmasına izin verilmezdi. Daha sonraları hadis nakletme furyası başladı.
İlk resmi derleme işi de Peygamberimizin vefatından 100 yıl sonra, Halife
Ömer ibn Abdulaziz'in bir emriyle başladı. Ünlü hadis kitabı Sahîh-i
Buharî'nin yazan Muhammed b. İsmail Buhârî, 204 tarihinde doğmuştur. Şimdi
iki yüz yıl ağızdan ağıza aktarılan sözler acaba ne derece Peygamber'in
ağzından çıktığı gibi korunabilmiştir? Akıl var, mantık var. Dün duyduğumuz
bir sözü bugün aynen aktaramayız. Ya duyulan bir sözü yıllar sonra aktarmak
istersek ne olur? Onun için hadis nakillerinin, değişmez yasa olan Kuran'a
uyması gerekir.


İkinci şart, hadisi nakleden kişilerin kopuksuz olarak ta Hz. Peygambere
kadar varan bir zincirle birbirine bağlı olmalan aynca sözlerine güvenilir
kişiler olmasıdır ki, buna senet denilir. Eğer bir hadis, bu iki vasfı
taşıyorsa Kuran'dan sonra İslâm'ın ikinci kaynağı olur. Taşımıyorsa ona
saygımız olsa da bağlayıcı din denemez. Çünkü o kadar kısıtlayıcı, insan
doğasına, bilimsel gerçeklere aykırı sözler var ki hep Peygamber'in ağzına
yakıştırılmıştır.


Çeşitli olayların etkisiyle insanlar kendi görüşlerini savunabilmek için
Kuran'da ayet bulamayınca hadis seçeneğinden yararlanma yoluna gitmişler,
böylece dört halifeden sonra meydana gelen fitne olaylarında bir taraf,
karşı tarafı suçlamak için onların sıfatlarına uyan nice sözler uydurup
Peygamber'in hadisi diye göstermişlerdir. Kimileri de zamanlarındaki bazı
ahlaki durumları beğenmeyince hemen bunların kıyamet alameti olduğuna dair
hadisler üretmişlerdir. Böylece kocaman hadis literatürü ortaya çıkmıştır.
Bunları yeniden Kuran düşüncesiyle karşılaştırılıp sağlamlarını
çürüklerinden arındırmak gerekir. "

 Konuya ilgi duyuyorsanız Mustafa İslamoğlu'nun Üç Muhammed (Düşün
Yayıncılık) isimli eserini okumanızı öneririm.

 Farklı mezheplerin oluşması gayet doğaldır. Zira din bazı alanlarda kesin
hükümlerini belirtmiş fakat bazı alanlarda ise ehlinin ictihad yapmasına
imkan tanımıştır ki böylece din ve Müslüman ilim dünyası
donuklaşmasın.;zamanın ihtiyaçlarına cevap vermeye hep devam etsin. Sorun
mezheplerin olması değil mezhep ictihadlarının dinin değişmezleri gibi
görülmesidir; yani yaklaşım tarzımızdadır hata. Yani yanlış olan cahillik ve
taassuptur. yoksa hiç bir gerçek islam müctehidi benim görüşüm nihai
görüştür dememiştir.

 Selam ve dua ile...

Sünnet konulu bir makale:

Sünnet Nedir?*

Prof. Dr. Faruk Beşer

Sünnet İslam’ın temel kavramlarından birisidir ve bununla kullanıldığı yer ve bağlama göre farklı anlamlar kastedilmiş olabilir.

Kelime anlamı, izlenilen yol, metot, tarz ve tavırdır. Buna göre Allah’ın da bir sünneti vardır ve ayette ‘Allah’ın sünnetinde değişme olmaz’ denirken bu mana kastedilir.

Rasulüllah’ın sünneti dendiğinde, onun uygulama biçimi, yaşayış tarzı anlaşılır. O Kuránı Kerim’i Allah’tan almış ve Kurán yere inerse ya da canlanırsa işte böyle gözükür der gibi onu uygulamış ve yaşamıştır. İşte bu onun genel anlamda sünnetidir. Görüldüğü gibi bu anlamda sünnet, bütünüyle İslam’ın peygamberce yaşanmasıdır. Bunun içinde farzlar da vardır, fıkıhtaki anlamıyla sünnetler de vardır. Hz. Peygamber, ‘Ümmetimin fesada uğradığı, bozulduğu zamanlarda kim benim sünnetime bağlı kalırsa bir şehit sevabı alır’ sözünde sünnet bu anlamdadır.

 Bir bilgi kaynağı olarak sünnet, Kurán’da göremediğimiz ve Hz. Peygamber’in hayatında var olan uygulamalardır. Böyle deyince bazıları İslam’ın Allah ve peygamber gibi iki farklı bilgi kaynağının olduğunu sanırlar. Aslında Hz. Peygamber’den aldığımız ve Kurán’da göremediğimiz bilgiler de yani bu anlamdaki sünnet de onun Kurán’dan anlayıp uyguladıklarıdır. Bu durumda İslam’ın tek bir bilgi kaynağı olmuş olur: Allah. Yani İslam’da, Allah ve Peygamber gibi bir ikilem, bir düalizm yoktur.

Teravih namazı farz değil sünnettir, dendiğinde ise teravihin zorunlu bir ibadet olmadığı, ama kılınırsa ilave sevap alınacak bir eylem olduğu anlaşılır. Bu manada sünnet farzın ya da vacibin karşılığıdır. Çünkü farz ya da vacip kavramları İslam’da yapılması zorunlu eylemleri anlatır.

Ama bazılarının sandığı gibi, farzlar Allah’ın emirleri, sünnetler peygamberin emirleri demek değildir. Kurán’da farz ya da sünnet emirler bulunduğu gibi, Peygamber’den alınan bilgilerde de farz ya da sünnet olanlar vardır.

 *http://www.farukbeser.com/?step=showblog&p=148

                                                                      

ana sayfa- kuranın  ışığında- iz bırakan yazılar- ufuk ötesi- gerekli linkler- önerdiğimiz linkler- edep ve nezaket kuralları- tavsiyeler- mutlu bir yuva için- inceleme:satanizm- mesaj defteri- bilgisayar uzmanı- dini sorular/cevaplar - başarı için - dowloadkitap - yağmur iletişim - bizimsuffe@hotmail.com    

 Hayrettin Karaman`ın Web Sitesi       İklim Tasarım Kaynak belirtmek şartıyla  sitemizden alıntı yapabilir ve sitemize link verebilirsiniz.