|
DİNDAR OLMAYAN EŞ
Eşi dindar olmayan ya da inançsız olan
birisi nasıl davranmalı?
Değerli Kardeşim,
Şüphesiz ideal olan aile fertlerinin aynı inancı paylaşması
ve inanç doğrultusunda yaşamalarıdır. Bu sebeple Müslüman
bir erkeğin yine Müslüman bir hanımla evlenmesi esastır. Fakat
eşlerden bazıları sonradan hidayete ermekte, ya da eşler aynı
derecede titiz ve hassas olmamakta ve bundan sonra eşler arasında
sorunlar çıkmaktadır. Bu durumda kimi alimlere göre eş tamamen
inançsız ise (gerekli dini bilgiler doğru bir yöntemle sunulduktan
sonra eş hala kabul etmiyorsa) o eşten ayrılmak gerekir. Kimi
alimlerimiz ise bu evliliğin taraflar isterse sürebileceği
görüşündedirler.
Kur'an'da şöyle buyurulur:
Ey iman edenler, gerçek şu ki, sizin eşlerinizden ve çocuklarınızdan
bir kısmı sizler için (birer) düşmandırlar. Şu halde onlardan
sakının. Yine de affeder, hoş görür (kusurlarını yüzlerine
vurmaz) ve bağışlarsanız, artık elbette Allah, bağışlayandır,
esirgeyendir.
Mallarınız ve çocuklarınız sizin için ancak bir fitne (bir
deneme)dir. Allah ise, büyük ecir (en güzel karşılık) O'nun
katında olandır.(Teğabun Suresi:14,15)
Bu ayetlerle ilgili kıymetli Üstad Mevdudi Tefhimül Kur'an
isimli eserinde şu açıklamaları yapmakta:(Bu açıklamaları
dikkatle okursanız nasıl bir yol izlemeniz gerektiğini görebilirsiniz)
Bu ayet iki anlama da gelebilir. Birincisi, Allah yolunda
yürüyen inanmış bir erkek veya kadına, eşi, anne ve baba ise
çocukları büyük sorunlar çıkartır. Dünyada bir mümine, mücahide
bir eşin nasip olması ve çocuklarının da inanç, amel, ahlak
bakımından onların gönüllerini ferahlatacak vasıflarda bulunması
oldukça nadir rastlanır bir durumdur.
Genellikle mümin bir erkeğin hanımı ve eşi, onun bu imanını
ve dürüstlüğünü kendileri açısından bir talihsizlik olarak
değerlendirirler. Öyle ki onlar koca ve babalarının akibeti
cehenneme gitmek bile olsa, haram-helal gözetmeksizin kendilerine
refah ve zenginlik sunmasını isterler. Yine mümin bir kadın,
kendisinin İslâm'ın hükümlerine sıkı bir şekilde bağlanmasını
istemeyen bir kocaya sahip olur ve çocuğu da babasının izinden
giderek, annesine hayatı cehennem eder. Özellikle İslâm ile
küfr arasında savaş olduğunda, imanının gereği olarak her
türlü zararı ve tehlikeyi göze alarak, gerekirse ülkesinden
hicret edeceği, hatta cihad edip canını tehlikeye atacağı
zaman, bir mümine en büyük engel yine ailesi olur.
İkincisi, bu ayetlerin nazil olmasına, o dönem Müslümanlarının
şartlarını ilgilendiren özel bir durum neden olmuştur. Günümüzde
de kafir bir toplumda, İslâm'ı kabul eden kimseler için de
aynı şey geçerlidir. O dönemde Mekke'de ve Arabistan'ın diğer
bölgelerinde, öyle durumlar meydana geliyordu ki, bir kimse
Müslüman oluyor, hanımı ve çocukları İslâm'ı kabul etmedikleri
gibi, onu İslâm'dan döndürmeye çalışıyorlardı. Elbette aynı
şeyler mümin bir kadın için de sözkonusuydu.
Bu tür sorunlar içinde olan Müslümanlara seslenerek, şu üç
nokta vurgulanmıştır
a) "Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan
size düşman olanlar vardır." Öncelikle, her ne kadar
beşeri nedenlerle, akrabalık bağları önemliyse de, bu kimselerin
dinî açıdan müminlerin düşmanları olduğu vurgulanmaktadır.
Bu düşmanlık, onların (eş ve çocukların) müminleri iyilikten
alıkoyup kötülüğe sevketmek istedikleri veya imandan alıkoyup,
küfre sürükleme arzusunda oldukları, ya da kafirlere sempati
beslediklerinden dolayı müminlerin sırlarını öğrenip, onlara
aktarmak durumunda olmaları nedeniyledir. Bu bakımdan düşmanlıkları
keyfiyet itibariyle farklı bile olsa, yine de onlar müminlerin
düşmanlarıdır:
"Ey iman edenler! Şayet iman sizin için daha önemliyse,
bunları (kafir olan eş ve çocuklarınızı) düşman olarak görün
ve onlara duyduğunuz yakınlık, onlarla aranızda bir iman ve
küfr, itaat ve isyan duvarının olduğunu sizlere unutturmasın!"
b) "Onlardan sakının"; Daha sonra müminler, dünyadaki
çıkarları yüzünden ahiretlerini mahvetmemeleri için, uyanık
olmaları konusunda uyarılmışlardır. Onlara, Allah ve Rasulü'ne
sevginiz ve İslâm'a sadakatınız ile aranıza girecek kadar
düşkünlük göstermeyin. Yine onlara çok güvenmeyin. Çünkü boş
bulunduğunuz bir anda, ağzınızdan aldıkları Müslüman topluma
ait bir sırrı, düşmanlarınıza ulaştırabilirler. Böyle bir
zaafı Hz. Peygamber, bir hadisinde şu şekilde vurgulamıştır:
"Bir şahıs kıyamet günü getirilir ve ona tüm iyiliğini
ailesinin alıp götürdüğü söylenir."
c) "Ama affeder, kusurlarından geçer ve bağışlarsanız,
muhakkak ki Allah da çok bağışlayan, çok esirgeyendir."
Bu, şu anlama gelmektedir. Sizlere onların düşmanlıkları hakkında,
dininizi onlardan korumanız için bilgi verilmiştir. Ama şunu
iyi bilin ki, size bu ikazın yapılmasının nedeni, eşinizi
ve çocuklarınızı dövmeye başlayın, onlara şiddetle muamele
edin ve onlarla ilişkinizi bozarak ev hayatınızı bir azap
haline getirin diye değildir.
Bu ikaz, sözkonusu tutumun şu iki açık zarara yol açabileceği
nedeniyle yapılmıştır. Birincisi, böyle bir tutum çocukların
ıslahı konusunda tüm kapıların kapanması ve hiçbir imkanın
kalmaması tehlikesine yol açar. İkincisi, böyle bir tutum,
toplum içinde İslâm ile ilgili yanlış kanaatlerin doğmasına
neden olabileceği gibi, ayrıca Müslümanlar kötü ahlaklı, geçimsiz,
şiddete başvuran, zorba, ailesi ile bile geçinemeyen bir kimse
olarak tanınırlar.
Burada, hep İslâm'ı yeni kabul edenlerin bu tür sorunlar ile
karşılaşmaları dikkate değerdir. Sözgelimi, Müslüman olan
bir gencin anne ve babası müşrik ise, onlar çocuklarının yeni
dininden dönmesi için baskı yapıyordu. Yahut erkek Müslüman
olur da onun karısı ve çocukları (kadın Müslüman olduğunda
kocası ve çocukları) müşrik iseler, onu bulunduğu hak yoldan
vazgeçirmek için gayret gösteriyorlardı. Birinci durumla ilgili
olarak Ankebut: 8 ve Lokman 14-15'te, "Din konusunda
anne ve babaya itaat etmeyin ama dünyevi meselelerde onlarla
iyi geçinin" buyurulmuştur. İkinci durumla ilgili olarak,
"Eşiniz ve çocuklarınız karşısında dininizi koruyun ama
onlara karşı şiddete başvurmayın, bilakis yumuşak davranın
ve onları bağışlayın" denilmiştir. (İzah için bkz. Tevbe:
23-24, Mücadile an: 37, Mümtahine an: 1-3, Münafikun an: 18.)
Sorunuza tekrar dönersek;
Yani öncelikle eşinize İslam inançlarını sabırla ve doğru
bir şekilde anlatmaya devam edin. Bu konuda gerekiyorsa güvendiğiniz
kişilerden de yardım alın.
Evet hanımınız sizin için helal olmaya devam etmektedir.
Fakat iyi niyetle yaptığınız bütün çabalarınızdan sonuç alamazsanız
ve eşinizin tavırları -şayet varsa- çocuklarınızı da inkara
sürüklüyorsa o zaman boşanmayı düşünebilrsiniz. Fakat bu kararı
acele etmeden ve iyice ölçüp tartarak vermelisiniz. Boşanmanın
sonuçlarını da dikkate alarak karar vermelisiniz.
En iyisini Allah bilir.
Selam ve dua ile.
Anlaşılmayan bir nokta olursa tekrar yazabilirsiniz.
|