|
ÇİFTE CİNSİYET VE TEDAVİ
>>>selamün aleyküm.. benim
hocalarıma önem arz eden bir sorum var. ne olur
>>>bana bu konu hakkında yardımcı olacak fetvayı
verin sualime cevap
>>>bulayım.. birçok hocanın fikrine danıştım ve derdimin
dermansız olmadığını
>>>ve hastalıkların tedavisi gerekli olduğunu söylediler.
son yüzyılın
>>>hastalığı olan bir hastalık sahibiyim çiftcinsiyetliyim
yani.
>>>transeksüellik adı verildi tıbben. sahip olduğum
derde tek çare olarak
>>>tıbbende müdehale edilmesi ve sahip olduğum kimliğe
kavuşacak
>>>müdahalenin(ameliyatın) dinende sakıncası olmadığı
kasına varıldı.
>>>yıllardır kendi kendimi tedavi etmekle kalmadım
ve psikolojik tedavide
>>>gördüm kabul ettiremiyeceğim için hiçkimseye.
ama intiharın eşiğine geldim
>>>mevla yaptığım duaları kuluğu kabul etsin ama
kritik bir durumdayım. ya
>>>tedavisi olan ancak kabul noktasında tereddüt
yaşadığım bu durumun salaha
>>>ermesi yada ölüm. ciddi beyin rahatsızlığı sahibi
oldum ancak 20 li
>>>yaşlarıma kadar sabredebildim mevla affetsin sabrım
tükendi imanımla
>>>ayakta kaldım buyaşıma kadar ama inandığım herşeyi
yitirmek üzereyim
>>>hiçbirşey düzelmedi. ne olur bana yardımcı olun
dinen bana bir bilgi
>>>verin. acele yardımcı olursanız sevinirim. allah
yardımcımız olsun allah
>>>bağışlasın.. ona kul olamadan göçeceğim. hakınızı
helal edin.
Değerli
kardeşim,
Dünya bir imtihan yeridir ve herkes farklı imtihanlara tabi
olmaktadır. İmtihanına sabredenler Allah'ın izniyle ödüllerini
alacaklardır.Ve şunu da unutmayınız ki bu dünya hayatı sınırlıdır.
Eğer sabrederseniz Yüce Allah herkese ahirette yeni bir beden
verecektir.
Ayrıca intiharı aklınızdan bile geçirmeyin. Başkasını öldürmek
nasıl günahsa kendi canımıza kıymakta öyle günahtır. Yüce
Allah kimseye kaldıracağından fazla yük yüklemez. Sabırlı
olun.
Sorunuza dönersek: Çift cinsiyetli insan hangi tarafı ağır
basıyorsa o cinsin organların bırakır ve diğer cinsin organlarını
tıbbi olarak iptal ettirebilir, bu bir tedavidir. Bir günahı
yoktur.
Aşağıda değerli İslam alimi Prof. Dr. Hayrettin Karaman'a
ait aktaracağım makaleyi dikkatle okursanız faydalı olacaktır:
Çifte Cinsiyet veya
Üçüncü Cins
Fıkıh kitaplarımızda "hunsâ" diye bilinen ve kendisinde
erkeklik ile dişilik organlarının birlikte bulunduğu veya
ikisinin de belirli olarak bulunmadığı kimseler ile cinsiyetlerini
değiştirenlerin dinî durumları son zamanlarda sıklıkla sorulmaya
başlandı. Bu neviden bir soru listesini maddeler halinde cevaplandıracağım:
1. Benim bilgime ve soruşturmalardan aldığım sonuca göre yaratılıştan
(biyolojik ve fizyolojik özellikleri itibariyle) kadın olan
bir kimse ameliyatla erkek, erkek olan bir kimse de ameliyatla
kadın olamıyor; yani bazı organlarını kestirip aldırsa ve
bazı organlarında değişiklik yaptırsa da bütün fonksiyonları
ve özellikleri ile cinsiyetini değiştiremiyor ve hele hele
erkek iken kadına dönüştürülenler asla çocuk sahibi olamıyor,
keza kadın iken erkeğe dönüştürülenler de bir kadını hamile
bırakamıyor.
2. Allah Teala Kitabında insanoğlunu, ya erkek veya dişi olarak
yarattığını bildiriyor, bu iki özelliği birden taşıyan bir
üçüncü insan nev'i yarattığını bildirmiyor. Şu halde fıtraten
(yaratılıştan) insan ya erkektir yahut da dişidir. Bu iki
cinsiyetin belirleyici organ ve işaretlerini birlikte taşıyanlar,
ikisine birden sahip olanlar, bir mânâda fıtrata aykırı, sakat,
eksik veya fazlalıklı doğanlar gibidirler. İnsanın iki kulağı,
bir burnu, iki ayağı, on parmağı... vardır; bir çocuk bu organlarında
bir fazlalık veya eksiklik ile doğarsa bunu "Allah böyle
yaratmıştır, demek ki O'nun yaratışına göre bir insan çeşidi
de budur" diye karşılamak yerine, sebeplerini keşfederek
-veya keşfetmeyi bekleyerek- anormal kabul etmek gerekecektir.
3. Yaratılış itibariyle kadın olan kendini kadın gibi, erkek
olan da erkek gibi hisseder. Eğer bu hissediş ve karşı cinse
yönelik alakada bir değişiklik, bir terslik varsa yine bunu
yaratılışa değil, hastalığa, sakatlığa, irsiyet veya eğitimden
gelen bir bozukluğa bağlamak ve tedavisi için çareler aramak
gerekir. Çünkü normale uymayan anormaldir, düzeltilmesi gereken
bir durumdur.
4. İslâm, canlı varlıkların yaratılıştan var ve normal olan
özelliklerinin, organlarının, şekillerinin değiştirilmesine
izin vermemekte, bunu "Allah'ın yaratışını değiştirmeye
kalkışma" olarak değerlendirmekte ve lanetlemektedir.
Şayet normal dışı bir eksiklik, fazlalık, çirkinlik, arıza
var ise bunun düzeltilmesi (bu mânâda estetik ameliyat) caizdir,
tedavi olarak kabul edilmektedir. Bu genel hükme ve kurala
göre biyolojik ve fizyolojik olarak erkek veya kadın olan
bir insanın, sırf kendisini karşı cinsten gördüğü, böyle hissettiği,
bu yüzden bunalıma girdiği için ameliyat edilerek karşı cinsin
bazı özelliklerine ve organlarına kavuşturulması asla caiz
değildir. Bu tedavi değil, bozma ve dejenere etmedir. Bu yüzden
bunalıma girenler, başka sebeplerle bunalıma girenler gibi
erbabı tarafından tedavi edilmelidir. Bir kimse ruh hastalığına
tutulduğu için burnunu kurbağa, parmağını akrep zannetse,
böyle görüp, böyle hissetse, bu kimseyi tedavi etmek için
burnunu veya parmağını kesen bir tabibi ne duydum, ne gördüm,
ne de bir yerde okudum!
5. Doğuştan iki cinsin de bazı organlarını taşıyan kimselere
bakılır; bunlardan hangisi fonksiyonları itibariyle güçlü
ve etkili ise kişi o cinsiyette ve o sıfatta kabul edilir,
bu durumda diğer fazlalıklar anormal sayılarak ameliyat yoluyla
giderilir ve bu, altıncı parmak, üçüncü ayak gibi anormal
bir fazlalık olduğundan giderilmesinde dinî bir sakınca bulunmaz.
Gerçekte var olup olmadığını bilmemekle beraber her iki organ
ve özelliği eşit olarak taşıyan (hunsây-i müşkil) bir insan
bulunursa onun psikolojisi, kendini hangi cinsten gördüğü,
saydığı, hissettiği esas alınır ve buna göre işlem yapılır;
yani dinî bakımdan kendisine böyle davranıldığı gibi tedavi
ve ameliyat bakımından da buna göre hareket edilir. Eğer doğuştan
her iki cinsin de belirleyici organ ve alametlerini taşımayan
(bu çeşit hunsây-i müşkil) bir insana raslanırsa ona da bir
önceki maddede olduğu gibi davranılır; hissi ve eğilimi göz
önüne alınır. Günlük hayat, kılık kıyafet, tesettür, haklar
ve borçlar ... bakımından da hunsâlara yapılacak muamele,
yukarıdaki maddelerde açıklanan sonuçlara, işlemlere ve kabullenişlere
göre olacaktır. Allah Teala'nın bu gibi kullarına muamelesi,
şüphesiz adalet, rahmet ve mahabbet çerçevesinde olacaktır;
yeter ki, onlar da diğer kullar gibi iradeleri dahilinde bulunan
alanda Allah'a itaat ve kulluktan ayrılmasınlar. Ayrılmaları
halinde ise yine muamele, normal olup da günah işleyen kullarınkine
eşit olacaktır.
http://www.hayrettinkaraman.net/yazi/laikduzen/1/0116.htm
Allah'ın izniyle tedavi olun ve hayatınıza devam edin. Ahirettede
inşaallah ödülünüzü alın.
Selam ve dua ile...
|