|
SUFFE "Yolışığı"
HAYATA IŞIK TUTAN MESAJLAR |
|
|
| anasayfa- aydınlık rehber-dini sorular- tavsiyeler - dowloadkitap -önerdiğimiz linkler - sohbetler | ||
|
İsim = Eylül Karacan Değerli Kardeşim, İnsan ne melektir, ne de şeytan. Şüphesiz melekler hiç günah işleyen varlıklardır. Ancak biz melek değiliz; insanız. Ve insan zaman zaman yanılabilen, kimi zaman günaha düşebilen bir varlıktır. Yeter ki hatasını, günahını anlayınca hemen günahından vaz geçip Merhametli ve Tevbeleri kabul eden Yüce Allah’a yönelsin. Ancak tevbenin kabulü için bazı şartlar vardır o da ayetler de geçmektedir. Günahından pişman olmak, samimiyetle Yüce Rabbimize yönelmek ve halini düzeltip, salih ameller (Allah’ın rızasını kazandıracak işler) yapmak… Şüphesiz her konuda “ana kaynağımız” Kur’an’dır. Bu konuda birkaç ayeti aktarmak istiyorum: Yüce Allah buyuruyor ki: “Ancak kim işlediği zulümden sonra tevbe eder ve (davranışlarını) düzeltirse, şüphesiz Allah onun tevbesini kabul eder. Muhakkak Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. (Maide s./39)
Yine de Allah'a tevbe edip bağışlanma istemeyecekler mi? Oysa Allah bağışlayandır, esirgeyendir. (Maide s./74)
Kötülük işleyip bunun ardından tevbe edenler ve iman edenler; hiç şüphesiz Rabbin, bundan (tevbeden) sonra elbette bağışlayandır, esirgeyendir. (Araf/153)
Sonra gerçekten Rabbin, cehalet sonucu kötülük işleyen, sonra bunun ardından tevbe eden ve ıslah olanlar(la beraberdir). Şüphesiz Rabbin bundan sonra bağışlayandır, esirgeyendir. (Nahl/119)
Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunup davranan başka; işte onların günahlarını Allah iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir. (Furkan/70)”
Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
Değerli Kardeşim, Şüphesiz nefsin belirli bir olgunluğa ermesi bilgi,bilinç,ibadet ve mücadeleyle olacaktır. Bu da zamanla erişilecek bir durumdur. İnsan oğlu ölünceye kadar bir imtihan içerisinde olduğuna göre nefsiyle mücadelesi de ölünceye kadar devam eder. Bazı ibadetleri ve emirleri yerine getirmek nefsimizin zoruna gidebilir, ancak biz buna rağmen onları yerine getirmeliyiz. Zaten ibadetler nefsin hoşuna gitseydi herkes ibadet eder ve mücadele edenle mücadele etmeyen ayrılmazdı. Şunu da yeri gelmişken belirtelim ki “nefis öldürülmeye” çalışılmaz, nefis “ıslah ve terbiye edilmeye” çalışılır. Şüphesiz insanın “dengeli” bir şekilde nefsiyle mücadele etmesi sevaptır ve gereklidir. Ancak İslami sınırlar içerisinde nefsin ihtiyaçlarını karşılamak gerekir. İnsan Yüce Allah’tan saygıyla korkmalı ama, O’nun rahmetini de bilerek affını da ummalıdır. Rahmeti sonsuz olan Yüce Rabbimiz, hepimizin gizli veya açık, büyük veya küçük günahlarımızı bağışlasın. Bir an bile bizi şeytanla ve nefsimizle baş başa bırakmasın.(Amin!..) Selam ve dualarımızla…
|