Boşanmayla/Talakla
ilgili bazı meseleler...*
Prof. Dr. Hayrettin
KARAMAN'dan...
Aşağıdaki bilgi İslam hukuku alimi Prof. Dr.
Hayrettin Karaman'ın sitesinden alınmıştır:
Boşama
1. Boşamak veya talâk kelimesini kullanmadan "defol,
git, babanın evine git..." gibi sözlerle boşanmanın
vâki olabilmesi için boşamaya niyet etmiş olmak, bu
niyetle söylemiş bulunmak gerekir. Aksi halde
bunlarla eş boşanmış olmaz.
2. Öfkeli olarak -soğukkanlı, sakin halde
söylenmeyecek sözleri söyleyecek kadar gadaplanmış
halde- kişinin söylediği sözlerle -söz nasıl olursa
olsun- boşama yapılmış olmaz.
3. İki hayız arasında -yani bir temizlik içinde- eş
ancak bir kere boşanır, birden fazla boşamanın hükmü
ve tesiri yoktur. Hayız halinde veya temizlik
başlayınca cinsî birleşme yapıldıktan sonra yapılan
boşamalar da muteber değildir.
4. Siz vaktiyle hanefî mezhebine göre muteber ve
geçerli bir nikâh yaptınız ve bu nikâhla evlilik
hayatı yaşadınız, şimdi bir başka mezhebe göre bunu
iptal etmeniz, geçersiz saymanız mümkün ve caiz
değildir, ancak yeni bir nikâhı bir başka mezhebe
göre yapabilirsiniz veya boşama konusunda bir başka
mezhebe tâbi olabilirsiniz. Yukarıda sıralanan
çözümler de zaten bir tek mezhebe bağlı ve ait
değildir.
5. Kur'ân-ı Kerîm'de boşama yaparken şahit huzurunda
yapılması emredilmektedir; bu doğrudur, ancak şahit
huzurunda boşama yapmanın gerekçesi boşamayı
gerçekleştirmek değildir (çünkü bu, boşama
maksadıyla ve şartlarına uygun bir şekilde
tarafların -şahitsiz- yapabilecekleri bir
tasarruftur). Gerekçe, gerektiğinde boşamayı isbat
etmek, taraflardan birinin boşandığı halde evli gibi
hak iddiâ etmesini önlemektir. Hz. Peygamber,
şahitsiz boşama vak'aları kendisine geldiğinde bunu
geçersiz saymamıştır, böyle bir tane bile örnek
yoktur.
6. Kitap ve Sünnet'in birçok nassı ile uygulama,
erkeğin boşamasında hakim veya hakem aracılığının
şart olmadığını göstermektedir. Boşamayı ancak
hakimin yapabileceğine dair hiçbir delil yoktur.
Deliller, kadın ayrılmak istediğinde bunu ancak
hakemler veya hakimler aracılığı ile yapabileceğini
göstermektedir. Eğer kocası, kadına boşama
selahiyeti vermiş olursa kadın da doğrudan boşama
yapabilmektedir.
Buraya kadar sıraladığım maddeleri gözönüne alarak
siz, yaptıklarınızı gözden geçirecek, hangi maddeye
giriyorsa ona göre değerlendirecek ve sonunda bir
karar vereceksiniz. Bu kadar danışmadan sonra, işe
nefsânî arzunuzu karıştırmadan, verilen bilgiler
ışığında bir karara varınca buna göre hareket edecek
ve artık kimseye bir şey sormayacak, kafanızın daha
ziyade karışmasına sebep olmayacaksınız.
Allah hakkınızda hayırlı olanı lutfeylesin,
kardeşim!
*Kaynak: http://www.hayrettinkaraman.net/kitap/helalharam/0201.htm
(erişim:11/09/2009)
Yusuf el-Kardavi'den...*
Boşanma talak ile ilgili
meseleler...
Soru
Dört çocuk sahibi, evli bir kadın bazı sebeplerden
dolayı kocasından ayrılmıştır. (Üç talakta
gerçekleşmiş). Daha sonra iki taraf tekrardan
evlilik hayatına dönebilmek için, kadının bir
haftalığına başka bir erkekle hülle nikahı ile
nikahlanması yoluna gitmeye karar vermişler. Bu
şekilde kıyılan nikahın bir değeri var mıdır? Ve
şer'an böyle bir yöntem caiz midir?
235
Cevap
Şüphesiz hanif İslam dini, nikah aktini sağlam bir
ahid olarak belirlemiş ve koruma altına almıştır.
Evlilik hayatının, karşılıklı saygı esasına dayalı
olarak ve istikrarlı bir şekilde devam ettirilmesi
benimsenmiştir.
Nitekim bu hayata giriş bir takım, kaide ve şartlara
bağlanmış. Allah katındaki kıymetiyle paralel olarak
ve tehlikelerden korunmasını sağlayacak şekilde,
sağlam temellere oturtulmuştur.
Aynı şekilde bu hayattan çıkışta bir takım
merhalelere ve girişimlere bağlı olarak ve gerekli
şartların tahakkuk etmesi ile gerçekleşebilir.
Böylece bir anlık ahmaklıkların, kızgınlıkların ve
aşırılıkların evlilik hayatına zarar vermesinin
engellenmesi amaçlanmıştır.
Bu durumu Resulullah (sav) şöyle ifade ediyor:
"Allah’ın en ziyade kerih gördüğü(hoş görmediği)
helal boşanmaktır" ve "Gerçek bir terbiyesizlik
dışında kadını boşama yoktur." Buradaki
terbiyesizlik; önü alınamayacak ve sabredilmesı
mümkün olmayan haddi aşma hali yani "Kötü ahlaklı
olması" durumudur.
Evliliğe sarılmayı emreden naslara gelelim. Allahu
Teala hoşa gitmeyen olaylar olsa bile evliliğe devam
etmeyi emrediyor:
"Eğer onlardan hoşlanmazsanız, (biliniz ki) sizin
hoşlanmadığınız bir şeye Allah, çok hayır koymuş
olabilir."236
Nitekim daha önce Resulullah (sav)'in bir hadis-i
şerifinden hareketle alimlerin, kızgınlık anındaki
boşamaların geçersiz olduğunu söylediklerini
zikretmiştik. Hz. Peygamber'in (sav) sözleri şu
şekilde idi: "Öfke anında boşamak ve azad etmek
yoktur." Hadiste geçen (iğlak) durumu kişinin
kasıtlı veya kasıtsız her halükarda başına
gelebilecek bir durumdur.
Tercümanü'l-Kur'an olarak bilinen İbn Abbas (ra)
şöyle söylüyor: "Boşanmak niyetle ilgilidir." Öyle
ki bu niyet kişinin şuurlu davranışları neticesinde
ortaya çıkmalıdır. Her türlü imkanlar denendikten
sonra, en son çare olmalıdır.
Daha önce geçen hadisi şerifin ışığında ortaya çıkan
bir gerçek; öfke anında veya olağan dışı durumlarda
ağızdan çıkan boşama sözlerinin bir değeri
olmadığıdır. Çünkü insan böyle durumlarda düşünmeden
konuşur. Aslında ciddi olarak niyetli olmadığı bazı
işler yapabilir. Saçmalıklar işleyebilir. Sonra da
olaylara kendisi dahi şaşar kalır.
Bu noktada, soru soran kardeşimize şunları
söyleyebiliriz; şüphesiz eşler arasında kızgınlık
neticesinde ortaya çıkan boşama durumu geçerli
değildir. Bu nedenle de halen eşler birbirlerine
helaldir. Ve bu evliliğin devamı için, onu haram
kılan sebepleri ortadan kaldırmak düşüncesi ile bir
takım yollar aramanın hiçbir manası yoktur.
Çünkü evlilik hayatı kesilmemiştir ki, onu tekrar
bağlamak için bir takım çözümlere ihtiyaç olsun.
Eşler arasında daha önce meydana gelmiş benzer
durumların hükmü de bu minval üzeredir.
Öncesi iki talakla, bu son talak bu türden
boşamalardır. Geçerli kabul edilmezler ve eşler
arasında boşanmaya sebep olmazlar.
Eşler arasında cereyan eden durum şunlardan biri
ise, mesela; "falanca ile konuşursan" veya
"falancanın evine gidersen" ya da "evden dışarı
çıkarsan" veya "şu işi yaparsan..." seni boşarım!
Sonra da kocanın belirttiği bu durumlardan birisini
kadın yaparsa, mesela, konuşma dediğiyle konuşursa,
gitme dediği yere giderse, evden dışarı çıkarsa,
yapma dediğini yaparsa... boşama gerçekleşmez. Eğer
koca bu husuta yemin etmiş ise bu da geçerli
değildir. Böyle bir durumda talak gerçekleşmez.
Yaygın olarak eşler arasında meydana gelen
boşanmalar bu şekildedir. Yani evlilik akdine tesir
etmeyen, onu bozmayan davranışlar. Bizler boşanmanın
gerçekleşmediği durumları bilmediğimizden dolayı, bu
tür olayları da şer'i talak zannediyoruz. Oysa bu
doğru değildir. Bu noktada her iki tarafa da sormak
istiyorum. Kadın hayızlı olduğu zamanlarda boşama
geçer li midir? Veya temizlik döne- minde olduğu,
fakat kocası ile cima (cinsi münasebet) yaptığı
zaman boşanma geçerli olur mu?
Koca, hanımını hayız döneminde boşamaya kalkışsa bu
bid'i talak olur. Aynı şekilde temizlik döneminde ve
cinsel birleşmeden sonra boşarsa bu da, bid'i talak
olacaktır. Talak'ı bid'inin de İslam şeriatında yeri
yoktur. Pekçok İslam alimi böyle bir boşamayı kabul
etmemişler ve geçerli saymamışlardır.
Bu karı-kocaya tavsiyemiz, daha önceki boşanma
olduğunu zannettikleri olaylara baksınlar. Bunlar
her seferinde ciddi niyet taşıyorlar mı? Yani
düşünerek, taşınarak ve isteyerek mi yapmışlar?
Evliliklerin devamı için sarfedilen gayretler netice
vermemiş ve ondan sonra da ayrılığa mı karar
vermişler? Ve yine boşanmayı, eksisini, artısını
iyece düşünüp gerçekleştirdilerse o zaman da bunun
bid'i mi, sünni mi olduğuna baksınlar. Bütün bu
açılardan boşanma zannettikleri şeyi
değerlendirsinler. Eğer talak, sünni ise ve ciddi
bir karar neticesinde meydana gelmişse, artık kadın
bain talakla boşanmış olur. Buna "Beynune Kubra"
denilmektedir. Kadın bir başka erkekle evlenip
ayrılmadığı sürece de eski eşler bir araya
gelemezler.
Hülle nikahına gelince, bu caiz değildir ve zina
yapmak gibidir. Resulullah (sav) hülle yapan iki
tarafa da lanet etmiştir. Hülle yapmak için alet
olan erkeğe, Resulullah (sav); "Sahte boynuzlu"
demektedir. Bu kardeşimize ve herhangi bir başka
müslümana böyle bir günaha bulaşmak yakışmaz.
Ancak, eğer meydana gelen talaklardan bazılarının
bid'i, bazılarının da sünni olması gibi bir zan
varsa, o zaman bilinsin ki sünni talakın dışında
hiçbir talaka itibar edilmez. Soruda belirsizlikler
de vardır. Bu nedenle fetva vermek yanıltıcı
olabilir. Onun için biz burada hülle yapmanın
haramlığı üzerinde duracağız. Allahu Teala şöyle
buyuruyor:
"Erkek tekrar boşarsa, artık bundan sonra kadın,
başka bir kocaya varmadan kendisine helal olmaz."237
Allah (cc), "başka bir erkekle nikahlanıncaya
kadar..." demedi. Evleneceği kişiyi açıkça "koca"
olarak isimlendirdi. Erkek, sürekli olacak bir şer'i
nikah aktine niyet etmedikçe "koca" olamaz. Ve
Allahu Teala'nın şu kavlinde belirttiği lütufta
gerçekleşmiş olmaz:
"Onun ayetlerinden biri de, size kendi
nefislerinizden, kendileriyle sükun bulacağınız
eşler yaratmasıdır.238
Bu nedenle mehir tayini, yaşanılacak bir yuvanın
hazırlanması gibi işler, herkesin bildiği ve ciddi
şekilde meydana getirilen bütün evliliklerde olması
gereken doğal işlerdir. Hiç şüphe yok ki, kardeşimiz
hülle nikahında, yukarıda saydığımız işlerden
hiçbirisini yerine getirmeyi düşünmüyordur. Çünkü o
bu evliliği sadece, eski eşine kavuşmak için bir
vesile olarak görüyor.
Umarım bu anlattıklarımızla, Allah (cc)'ın dininde
helal hükmünün kapsamı da yeterince ortaya çıkmış
olur.
239
235
Prof . Dr. Yusuf El- Kardavi Çağdaş Meselelere
Fetvalar, Tahir Yayıncılık, İstanbul, 1994: 2/173.
236 Nisa:14/9.
237 Bakara: 2/230.
238 Rum: 30/21.
*) Prof . Dr. Yusuf El- Kardavi
Çağdaş Meselelere Fetvalar, Tahir Yayıncılık,
İstanbul, 1994: 2/173-176.