|
BORÇLARI YAZMAK,ENFLASYON FARKI VE
KÜSLÜK... Esselamualeyküm"
Sayın Yetkili değerli hocam
.......................................
.................................................
SORU-1.Borçlu iken tek taraflı altına çevirmek caiz mi?Bu fark helal
mi?
Borcun hepsi 16 altın olarak ödendi.. Sünnete uymanın cezası,
küstürmek oldu. Allah bizi affetsin.
Kendileri yaşça küçük oldukları halde, bayramlaşmadılar, bizim
bulunduğumuz mekânlardan kaçar oldular.
Bunları dargın durmam. “alışveriş etmem, ticari düşünürüm dediğin
işte, iyilik ve dostluk yoktur.” Dememe içerlemişler.
SORU-2 Bu dargınlıkta eşimle benim konumumuz nedir.Ne yapmalıyız..
Allahın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.Saygılarımla,
Allah razı olsun. Hakkınızı helal edin.
Mail'inizi okudum. Anladığım
kadarıyla konuyla ilgili zaten bir takım bilgilere sahipsiniz.
Sizin de belirttiğiniz gibi borçlanma
şeklini ve ödeme şeklini "açık ve net" olarak belirlememekle
baştan hata yapmışsınız. Bu durumu baştan belirleyip
netleştirseydiniz şeytanın gireceği kapıların çoğunu kapatmış
olacaktınız.
Borçların yazılması Kur'an'ın
tavsiyesidir. Hatta Kur'an'daki en uzun ayet bununla ilgilidir:
"Ey
iman edenler! Belirlenmiş bir süre için birbirinize borçlandığınız
vakit onu yazın. Bir kâtip onu aranızda adaletle yazsın.
Hiçbir kâtip Allah'ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan geri
durmasın; (her şeyi olduğu gibi) yazsın. Üzerinde hak olan kimse
(borçlu) da yazdırsın, Rabbinden korksun ve borcunu asla eksik
yazdırmasın. Şayet borçlu sefih veya aklı zayıf veya kendisi
söyleyip yazdıramayacak durumda ise, velisi adaletle yazdırsın.
Erkeklerinizden iki de şahit bulundurun. Eğer iki erkek
bulunamazsa rıza göstereceğiniz şahitlerden bir erkek ile -biri
yanılırsa diğerinin ona hatırlatması için- iki kadın (olsun).
Çağırıldıkları vakit şahitler gelmemezlik etmesin. Büyük
veya küçük, vâdesine kadar hiçbir şeyi yazmaktan sakın üşenmeyin.
Böyle yapmanız Allah nezdinde daha adaletli, şehadet için daha
sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha uygundur. Ancak
aranızda yapıp bitirdiğiniz peşin bir ticaret olursa, bu durum
farklıdır. Bu durumda onu yazmamanızda sizin için bir sakınca
yoktur. (Genellikle) alışveriş yaptığınızda şahit tutun. Ne yazan,
ne de şahit zarara uğratılsın. Eğer bunu yaparsanız (zarar
verirseniz) şüphe yok ki bu, sizin yoldan çıkmanız demektir.
Allah'tan korkun. Allah size gerekli olanı öğretiyor. Allah her
şeyi bilmektedir. " (Bakara:282)
Peygamberimiz
de ticaret ve borçlanmalarada kapalılığı sevmemiş ve açık ve net
olmayı tercih etmiştir.
Buna göre sizin yapmanız gereken madem baştan
bazı konular açıkca belirtilmemiş o zaman iki tarafın da
güvendiği bir hakem heyeti belirleyecektiniz ve tarlanın
-yaklaşık- değerini ortaya koyacak ve bunu netleştirip
ödeyecektiniz.
Borçlanmada istikrarlı olan değerler
üzerinden "oran" belirlemek gerekir. Yani enflasyon miktarı
gerçekci bir şekilde gözönüne alınmalı bunun altına ve üstüne
çıkılmamalıdır.
Bu konuda Prof. Dr. Hayrettin Karaman şöyle
söylemekte:
Bilâhare ödenecek olan meblağı, akid yapılırken
belirleyebilmek (tayin) için kullanılacak ölçü nedir? Yukarıda
altını misâl olarak kullandık. Ancak günümüzde altın da istikrarlı
bir ölçü olmaktan çıkmıştır. İktisadî, psikolojik ve
milletlerarası birçok hadise ve faktör, altının değerine ve altına
karşı talebe tesir etmekte, altın fiyatlarında büyük iniş ve
çıkışlara sebep olmaktadır. Bu sebeple paranın değer kaybının
miktarını tesbit için, tarafları mutazarrır etmeyecek daha
müstakar ve sağlam ölçülere ihtiyaç vardır. Sağlam verilere
dayandığı takdirde indekslerden ve hükümetin resmen açıkladığı
enflâsyon nisbetlerinden faydalanmak mümkündür. Ayrıca yiyecek,
giyecek, mesken (inşaat) gibi bazı temel maddelerin fiyatlarında
meydana gelen artışların ortalaması esas alınabilir. Nihayet
ticârî ve sinâi kredi ve borçlarda, üzerinde çalışılan, üretilen,
alınıp satılan madde esas alınabilir. Özellikle tüketim için
yapılan borçlarda alacaklının, değer kaybını asgarî nisbetten
alması İslâm ahlâkı ve sosyal adalet ve dayanışma prensiplerine
uygun olacaktır.(
http://www.hayrettinkaraman.net/kitap/meseleler/0289.htm )
Diğer sorunuza gelince siz küsmemekle doğru olanı
yapmışsınız. Dünya malı için küsmeye değmez. Belki sizin iyi
niyetli tavırlarınız onları da ıslah eder. Bir de daha önceki
iyilik ve dostluğunuzu da düşünün. İnsanoğlu bazen hata eder.
Umulur ki onlar da hatalarını düzeltirler.
" İyilikle
kötülük bir olmaz, Sen (kötülüğü) en güzel bir şekilde önle. O
zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, belki candan bir
dost olur. " (Fussulit suresi:34)
Selam ve dua ile...
|