HAYATA IŞIK TUTAN MESAJLAR

anasayfa- aydınlık rehber-dini sorular- tavsiyeler - aile -önerdiğimiz linkler - sohbetler

 

SUFFE

www.suffe.net

Hayata ışık tutan mesajlar
        
AŞK VE SEVGİ ÜZERİNE *
M. Talha Çetin

Sevgi, evlilik müessesesinin vazgeçilmez tutkalıdır, Allah vergisidir. Sevgi temeli kaybolmuş bir ailenin, eşler ve çocuklar için mutluluk kaynağı olması mümkün değildir. Ya menfaat temeline dayanan bir şirkete dönüşmüştür ya da her türlü hırgürün cirit attığı azap cenderesine…
Öyleyse evlilikte aşk ve sevginin önemi izah-tan vârestedir. Pekiyi nedir bu aşk? Sevgi ile aşk arasında ne gibi ilişki var? Bunları Amerikalı yazar ve evlilik danışmanı Dr. Gary Chapman'ın “Beş Sevgi Dili” adlı eserinden faydalanarak anlamaya çalışalım. Her şeyden önce Müslüman ailelerin bu kitabı, baştan sona bir şurup gibi içercesine oku-malarını hararetle tavsiye ediyorum.
Çoğumuz evliliğe, âşık olarak başlarız. Halk arasında “cicim ayları” denilen evliliğimizin ilk yıl-ları; heyecanlı ve zirveye ulaşmış bir âşık olma dönemidir. Bu dönemde gözümüz birbirimizden başkasını görmez. Uykuya birbirimizi düşünerek dalarız. Uyandığımızda ilk aklımıza gelen odur. Kısa süre de olsa ayrıldığımızda, birlikte olmayı özleriz. Birlikte zaman geçirmek, cennetin kapısı önünde oyun oynamaya benzer.
Âşık olan biri, sevdiği kişinin mükemmel oldu-ğu inancına sahiptir. Gerçekten âşıksak, bunun “pazara kadar değil mezara kadar” süreceğine inanırız. “Şu anda hissettiğimiz hârika duyguları her zaman hissedeceğiz. Hiçbir zaman, hiçbir şey aramıza giremez. Hiçbir şey birbirimize duydu-ğumuz aşktan daha üstün olmayacaktır. Mukad-deslerimizden sonra aşkımız gelir. Bazı evli çiftlerin bu duyguyu kaybettiğini gözlemliyoruz. Fakat bu bizde olmayacaktır. Belki de onlar gerçek aşkı hiç yakalayamadı...” diye karşılıklı fikir yürütürüz.
Maalesef âşık olma tutkusunun “mezara kadarlığı” gerçek değil, bir hayaldir. Âşık ol-ma olgusu üzerine geniş kapsamlı bir çalışma yapılmış, çok sayıda çift incelendikten sonra, ro-mantik bir tutkunun ortalama sürecinin iki yıl olduğu sonucuna varılmıştır. Bu süreç so-nunda hepimiz bulutlardan iner, ayağımızı tekrar toprağa basarız. Gözlerimiz açılır ve karşımızdaki kişiyi olduğu gibi görürüz. Onun bazı kişisel özelliklerinin gerçekten rahatsız edici olduğunu fark ederiz. Bazı davranış tarzı sinir bozucudur. Halbuki aşk sürecinde o, kusursuz ve hârika idi. Süreç tamamlandıktan sonra o âşık olduğumuz insan; incitecek, kızacak, hatta sert sözler sarfedip eleştirel yargılarda bulunacak kapasitededir. Âşık olduğumuzda gözardı ettiğimiz bu küçük özellikler, koskoca dağlara dönüşmüştür.
Saçların lavaboyu tıkaması, küçük lekelerin aynayı kaplaması, pantolonların askıya asılmayışı, çekmecelerin açık bırakılması, çorapların ulu orta atılışı artık tartışma konusu olmaya başlamıştır. Artık bir bakış incitmekte, bir söz yıkabilmektedir. Sırılsıklam âşık olanlar birbirine düşman, evlilik de bir savaş haline gelebilir.
Pekiyi âşık olma hârikası ne oldu? Demek ki, âşık olma saplantısının “sonuna kadar sürecek fik-ri”, yanlış bir bilgiydi. Âşık olma durumunun mey-dana getirdiği “havada uçma” duygusu bizde, çok güzel bir ilişki yaşadığımız inancını doğurur. Birbirimize ait olduğumuzu hissettirir. Bütün sorunları yenebileceğimize inanırız. Birbirimize karşı çok fedakâr olduğumuzu düşünürüz. Mutluluğumuz için yapamayacağımız şey yoktur.
Bu düşünceler hayalden ibarettir. Düşündüklerimiz ve hissettiklerimizde samimiyetsiz olduğu-muzu değil, gerçekçi olmadığımızı gösterir. İnsan tabiatının gerçeğini hesaba katmayı akledemiyoruz. Tabiatımız itibariyle hepimiz “BEN” merkez-ciyiz. Hiçbirimiz bütünüyle fedakâr değiliz. Âşık olduğumuz zaman hissettiğimiz “havada uçma “ duygusu bizi bu yanılgıya düşürür. Haşr suresi 9. âyette dile getirilen ve “ÎSAR” denilen “Başka-sını kendine tercih etme” fedakârlığı, pek az insana nasip olacak bir istisnâî haslettir. İnsanoğlunun tabiatında hâkim olan “ben merkezcilik”tir. Onun için “Hiçbirimiz bütünüyle fedakâr değiliz.” demek zorunda kalıyoruz. Bundan dolayı, âşık olma sürecimiz, bir kere doğal akışını tamam-adı mı-ki o da iki yıldır- dünyanın gerçeklerine döner ve kendimizi öne çıkartmaya başlarız.
Âşık olmak, iradeye bağlı bir eylem ya da bilinçli bir seçim değildir. Genellikle uygun olmayan zamanlarda ve umulmadık kişilere âşık oluruz. Âşık olmak, gerçek sevgi de değildir. Çünkü çaba göstermeden yaşanır. Âşık olan kişi, gerçekte, karşısındakinin gelişimine yardımcı olmakla ilgilenmez. Çünkü onun kesinlikle geliş-meye ihtiyacı yoktur, zira o, mükemmeldir. Sade-ce onun mükemmelliğini korumasını umarız. Ge-nellikle akıl yürütme yeteneğimizi devreden çı-karır ve sık sık kendimizi daha ciddi anlarda asla söyleyemeyeceğimiz ve yapamayacağımız şeyleri söyler ve yaparken buluruz. Duygu dalgaları dindiğinde, aramızdaki farkların ışığa çıktığı gerçek dünyaya geri döndüğümüzde, çoğumuz kendimize “Bir çok konuda anlaşamadığımız halde neden evlendik ki?” diye sorarız. Ama aşkın doruğundayken, önemli her konuda anlaştığımızı düşünmüştük. Demek ki aşkın gözü körmüş.
Âşık olma sürecini, geçici bir duygusal yükselme olarak kabul edebilir, artık eşimizle birlikte GERÇEK SEVGİYİ kovalayabiliriz. Gerçek sevgi de tabiatı icabı duygusaldır fakat tutkulu değildir. Akıl ve duyguyu birleştiren bir sevgidir. İradeye bağlı bir eylemdir ve disiplin gerektirir. Aşk ise, aklı devreden çıkartarak duyguyu balonlaştırır. En temel duygusal ihtiyacımız âşık olmak değil, bir birimiz tarafından gerçekten sevilmektir. Sevginin içgüdüyle değil, akıl ve se-çimle büyüdüğünü bilmektir. “BENİM, BENİ SEVMEYİ SEÇEN VE BENDE SEVİLMEYE DE-ĞER BİR ŞEY GÖREN BİRİ TARAFINDAN SE-VİLMEYE İHTİYACIM VAR.” talebine sevgiyle karşılık verebilmektir.
Şu da inkâr edilemez bir gerçektir ki, âşık olma süreci, vadesini tamamlamadan gerçek sevgi de başlayamaz. Demek ki, gerçek sevginin yolu da aşktan geçmektedir. Öyleyse  AŞK, EVLİLİK KİTABININ YALNIZCA GİRİŞ KISMIDIR. KİTABIN KALBİ, AKILCI VE İRADELİ SEVGİDİR. İSTENİLEREK YAŞANANDIR.
Evlilik için sevgi deposunu dolu tutmak, tıpkı bir otomobilin benzinini uygun seviyede tutmak kadar önemlidir. Evliliğimizi boş bir sevgi deposu ile yürütmek, arabamızı benzinsiz yürütmeye çalışmaktan daha fazlasına mal olabilir.

*Kaynak:www.ribatdergisi.org

""""""""""""

 Öyleyse âşık olduğunuz birisiyle evlenecekseniz sağduyu ile düşünerek aranızdaki aşk bittiği zaman da sevginizin süreceğine ve anlaşabileceğinize inanıyorsanız evlenin. Mantık evliliği de aşk evliliği de risklidir. Doğrusu; kalbinizin ve mantığınızın birlikte karar verdiğive ikisinin de onay verdiği evliliktir. Yani evleneceğiniz kişiye kalbiniz ısınmalı aklınız da onay vermelidir. Ya da aklınızın kabul ettiğine kalbiniz de ısınmalıdır. (Mutlu Yuva Sayfası)

 

                                                                 

ana sayfa- kuranın  ışığında- iz bırakan yazılar- ufuk ötesi- gerekli linkler- önerdiğimiz linkler- edep ve nezaket kuralları- tavsiyeler- mutlu bir yuva için- inceleme:satanizm- mesaj defteri- bilgisayar uzmanı- dini sorular/cevaplar - başarı için - dowloadkitap - yağmur iletişim - bizimsuffe@hotmail.com    

 Hayrettin Karaman`ın Web Sitesi       İklim Tasarım Kaynak belirtmek şartıyla  sitemizden alıntı yapabilir ve sitemize link verebilirsiniz.